FIRAT's profileMY SPACES'E BAKMAK İSTİY...PhotosBlogListsMore Tools Help

MY SPACES'E BAKMAK İSTİYORSANIZ BURAYA TIKLAYIN FIRAT AKSOY

Kim için ALLAH var,ona herşey var.VE kim için yoksa,herşey ona yoktur,hiçtir.

Windows Media Player

FIRAT AKSOY

Occupation
Photo 1 of 59
1/21/2008

Ben Seni Böyle Sevdim

Esselamünaleyküm Ve Rahmetullahi ve Beraketühü, ... Allah Razı Olsun Hayırlı Günler.... By Fırat AKSOY  

Gizli

 

           
Image Hosted by ImageShack.us

ein Bildein Bild
Kuran-i Kerim Dinle

ein Bild

Sure İsmi

Media Player

Sure İsmi

Media Player

1-Fatiha Suresi

Dinle

50-Kaf Suresi

Dinle

2-Bakara Suresi

Dinle

51-Zariyat Suresi

Dinle

3-Al-i İmran Suresi

Dinle

52-Tur Suresi

Dinle

4-Nisa Suresi

Dinle

53-Necm Suresi

Dinle

5-Maide Suresi

Dinle

54-Kamer Suresi

Dinle

6-En'am Suresi

Dinle

55-Rahman Suresi

Dinle

7-A'raf Suresi

Dinle

56-Vakıa Suresi

Dinle

8-Enfal Suresi

Dinle

57-Hadid Suresi

Dinle

9-Tevbe Suresi

Dinle

58-Mücadele Suresi

Dinle

10-Yunus Suresi

Dinle

59-Haşr Suresi

Dinle

11-Hud Suresi

Dinle

60-Mümtehine Suresi

Dinle

12-Yusuf Suresi

Dinle

61-Saff Suresi

Dinle

13-Ra'd Suresi

Dinle

62-Cum'a Suresi

Dinle

14-İbrahim Suresi

Dinle

63-Munafıkun Suresi

Dinle

15-Hicr Suresi

Dinle

64-Teğabun Suresi

Dinle

16-Nahl Suresi

Dinle

65-Talak Suresi

Dinle

17-İsra Suresi

Dinle

66-Tahrim Suresi

Dinle

18-Kehf Suresi

Dinle

67-Mülk Suresi

Dinle

19-Meryem Suresi

Dinle

68-Kalem Suresi

Dinle

20-Taha Suresi

Dinle

69-Hakka Suresi

Dinle

21-Enbiya Suresi

Dinle

70-Mearic Suresi

Dinle

22-Hacc Suresi

Dinle

71-Nuh Suresi

Dinle

23-Mi'minun Suresi

Dinle

72-Cin Suresi

Dinle

24-Nur Suresi

Dinle

73-Müzzemmil Suresi

Dinle

25-Furkan Suresi

Dinle

74-Müddessir Suresi

Dinle

26-Şuara Suresi

Dinle

75-Kıyamet Suresi

Dinle

27-Neml Suresi

Dinle

76-İnsan Suresi

Dinle

28-Kasas Suresi

Dinle

77-Murselat Suresi

Dinle

29-Ankebut Suresi

Dinle

78-Nebe Suresi

Dinle

30-Rum Suresi

Dinle

79-Nazi'at Suresi

Dinle

31-Lokman Suresi

Dinle

80-Abese Suresi

Dinle

32-Secde Suresi

Dinle

81-Tekvir Suresi

Dinle

33-Ahzab Suresi

Dinle

82-İnfitar Suresi

Dinle

34-Sebe Suresi

Dinle

83-Mütaffifin Suresi

Dinle

35-Fatır Suresi

Dinle

84-İnşikak Suresi

Dinle

36-Yasin Suresi

Dinle

85-Buruc Suresi

Dinle

37-Saffat Suresi

Dinle

86-Tarık Suresi

Dinle

38-Sad Suresi

Dinle

87-A'la Suresi

Dinle

39-Zümer Suresi

Dinle

88-Gaşiye Suresi

Dinle

40-Gafir(Mü'min Suresi)

Dinle

89-Fecr Suresi

Dinle

41-Fussilet Suresi

 

Dinle

90-Beled Suresi

Dinle

42-Şura Suresi

 

Dinle

91-Şems Suresi

Dinle

43-Zuhruf Suresi

Dinle

92-Leyl Suresi

Dinle

44-Duhan Suresi

Dinle

93-Duha Suresi

Dinle

45-Casiye Suresi

Dinle

94-İnşirah Suresi

Dinle

46-Ahkaf Suresi

Dinle

95-Tin Suresi

Dinle

47-Muhammed Suresi

Dinle

96-Alak Suresi

Dinle

48-Fetih Suresi

Dinle

97-Kadir Suresi

Dinle

49-Hucurat Suresi

Dinle

98-Beyyine Suresi

Dinle

99-Zilzal Suresi

Dinle

102-Tekasur Suresi

Dinle

100-Adiyat Suresi

Dinle

103-Asr Suresi

Dinle

101-Karia Suresi

Dinle

104-Humeze Suresi

Dinle

105-Fil Suresi

Dinle

107-Maun Suresi

Dinle

106-Kureyş Suresi

Dinle

108-Kevser Suresi

Dinle

109-Kafirun Suresi

Dinle

111-Tebbet Suresi

Dinle

110-Nasr Suresi

Dinle

112-İhlas Suresi

Dinle

113-Felak Suresi

Dinle

114-Nas Suresi

Dinle

img166/7889/44cvdv5hs2.gif

Allah,
er-Rahmân, er-Rahîm,
el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr,
el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr,
el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,

el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
Mâlikü'l-Mülk, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi',
el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi',
en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî,
el-Vâris, er-Reşîd,
es-Sabûr.

Allah celle celalehu şöyle buyuruyor:
“Onların (ilah diye) taptıkları da Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O’nun rahmetini umar, azabından korkarlar.” İsra, 57



Gül ve V(C)efa

Cöllerin koynunda acan Gül,
Yolunun yolcusu oldum olali,
Dertler pesimi birakmadi…

Gülümsemeyi unutmusum hayata,
Bakislarimda binbir sitem var simdi..
Dudaklarimin kiyisina bir gülücük serpiver hadi,
Hani bakabileyim yasama, SEN gibi..
Hani katlanabileyim acilara, SEN misali..

Ey sevdasi v(c)efa GÜL,
Kiyametler kopmakta, dünyamda..
Yolunda aydinliklar devsirmeye geldim, karanliklarima..
Günes misali icimi isitmani bekler dururum umutla..
Hayatima bir isik saciver hadi,
Hani sicakligin sarsin bu bedeni


Ayaza dönüktür tüm baharlarim her dem..
Med-cezirli sular carpar yüregimin kiyilarina,
Su satirlar kadar yakin ol bana..
Ki hep yoluna yolcu olayim..
Ki acinla kavrulayim..
Ki acilara alisayim, SEN gibi…

Ey GÜL, anladim ki senin yolunda cefa..
Ey GÜL sevdanda (Cefada) sakliymis VeFa…

Ey insan!
Bak sana soğuk kışın ardından bahar gönderildi. Hâlâ Rabbin hakkındaki zannını değiştirmeyecek misin? Seni memnun etmek için dünyanın çehresi değiştirildi. Kupkuru ve kapkara topraktan yemyeşil filizler devşirildi. Neden hâlâ kalbindeki sevgi yeşermiyor? Neden hâlâ içinde ekilmiş tohumları sulamıyor ve Rabbine cevap vermiyorsun
?


AMEL

İş, vazife, hareket, idare, daire, işlemek, yapmak, davranış, etki, ibadet, hayırlı iş. Daha ziyade canlıların bir maksatla yaptıkları işe amel denir. Yapılan işte bir gaye ve maksat yoksa buna fiil denir, amel denmez (Râgıb el-Isfahânî, Müfredât, 348). Çoğulu "a'mâl" gelir. Gramerde amel, âmilliği, yani bir kelimenin diğer bir kelime üzerindeki tesirini ifade eder.

Amel, iyi (sâlih) ve kötü (seyyi') amel olmak üzere ikiye ayrılır. insan yeryüzüne, nasıl davranışlar göstereceği, iyi ve kötü amellerden neler yapacağı belli olsun diye çıkarılmıştır. Ayetlerde; "Hanginizin daha iyi amel işleyeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur" (el-Mülk, 67/2), "şüphesiz ki, sizi biraz korku, açlık, mal, can ve ürün eksikliğiyle imtihan edeceğiz. (Ey Muhammed) sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/155), "Her can ölümü tadacaktır. Biz, sizi denemek için hayır ve serle imtihan ederiz. Siz ancak bize döndürüleceksiniz. " (el-Enbiya, 21/35) buyurulur.

İslâm'da bir iyiliğin ve sâlih amelin dünya ve ahirette ecir ve sevap kaynağı olması için bu ameli işleyen kimsenin imanlı olması şarttır. Bu konuda iman ön şarttır. İman da; Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allâh'tan olduğuna inanmayı kapsamına alır.

Ayetlerde şöyle buyurulur: "Asra yemin olsun ki, insan şüphesiz maddî manevi büyük kayıp içindedir. Ancak iman edenler, sâlih amel işleyenler, birbirine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır" (el-Asr, 103/1-3), "İnkâr edip, imansız olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altını feda (tasadduk) etseler bile kabul olunmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Onların bir yardımcıları da yoktur" (Âli İmrân, 3/91).

Sâlih (iyi) amelin özü, Allah'u Tealâ'nın emirlerini üstün tanımak, Allah'ın hükümlerini yeryüzünde uygulamak, onun din ve şeriatını korumak, yarattıklarına şefkat beslemek ve yardım etmektir. Salih ameller ikiye ayrılır. Birincisi; bedenî ibadetler gibi, yükümlünün önce ve bizzat kendisine yarar sağlayan ve kendisinin iyileşmesine yarayan amellerdir. Namaz, cihat, küfürle mücadele, Allah'ın dinini yeryüzünde hakim kılmak için gayret sarfetmek ve bunun gerçekleşmesi için Allah'a dua istiğfarda bulunmak, oruç tutmak bunlar arasında sayılabilir. ikincisi; zekât ve sadaka gibi başkalarına yararı olan amellerdir. (M. H. Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, VIII, 6079, 6080).

Allah'ın yasakladığı işler de kötü amel sayılır. Allâh'u Teâlâ insana irade-i cüz'iyye vererek, iyi ile kötü, hayır ile şer arasında ona belli ölçüde serbestlik tanımıştır. insan kendi isteği ile tercihini yapar. Bu yüzden de yaptığı işlerden sorumlu olur. Dünyadaki amellerinin sonucuna göre de ahirette karşılık görür.

Kur'an-ı Kerîm'de iyi ve kötü amellerden ve bunların sevindirici veya üzücü sonuçlarından söz eden pek çok ayetler vardır:

"Onlar, Allah'ın yanında bir başkasını ilâh edinip, ona kulluk etmezler. Ölümü hak edenler dışında, Allah'ın haram kıldığı cana kıymazlar. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa işlediği günahın cezasını görür kıyamet günü azâbı kat kat olur. O korkunç azâbın içinde hor ve hakir bir halde ebediyen kalır. Ancak tevbe eden, imanında samimi kalıp salih amel işleyen bunun dışındadır. İşte Allah, onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah gafûrdur, rahimdir. (Çok affeden ve çok merhamet edendir)" (el-Furkan, 25/68-70). "Kim tevbe edip, salih amel işlerse, şüphesiz o, Allah'a hakkiyle yönelmiş olur" (el-Furkan, 25/71).

Yukarıdaki ayetlerde zikredilen adam öldürme ve zina gibi en ağır kötü amellerden sonra,

tövbe edenlerin azaptan istisna edilmesi, katilin ve zaninin de tövbesinin geçerli olduğunu gösterir .

"Kim bir mümini kasden öldürürse, onun cezası; içinde devamlı kalmak üzere Cehennem'dir" (en-Nisa, 4/93). Bu ayet, katilin affedilmeyeceği anlamında değildir. Ayet Medine'de nazil olmuş olsa bile mutlak*tır. Manası, katilin tövbe etmeden önce vefat etmesine hamledilmiştir.

Hz. Peygamber'e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca şu cevabı vermiştir: "Kişinin elinin emeği ve hayırlı olan (mebrûr) alış-veriştir" (Ahmed b. Hanbel, III, 466, IV, 141; el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, Beyrut 1967, III, 60, 61).

Amellerin değeri imandan sonra niyete*de bağlıdır. Yüce duygu ve amaçlar taşımayan veya kötü amaçlar için yapılan bazı âmeller kişiye fayda sağlamaz. Meselâ, ashâb-ı kirâm Medine'ye hicret ederken Mekke müşriklerinin kötülük ve baskılarından kurtulmak, Medine'de daha güzel ibadet, taat ve amellerde bulunmak, İslam'ı, oradan cihana yaymak gibi düşüncelerle dolu idiler. İçlerinden birisi ise, nişanlı olduğu kadın hicret ettiği için, sadece onunla evlenmek niyet ve düşüncesiyle Medine'ye gelmişti. işte Hz. Peygamber, diğer muhacirlerin büyük ecir ve mükafatlara nail olduklarını bildirirken onun da istediği kadına kavuşmakla niyetine ulaştığını, ancak hicret sevabından mahrum kaldığını haber verdi. Bunun üzerine "Ameller ancak niyetlere göredir" (Buhârî, Bedü'l- Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155) buyurdu.

"Biriniz müslümanlığı iyi yaşadığı zaman, kendisine işlediği her iyi amel on katından yediyüz kata kadar katlanmış olarak yazılır. Yaptığı her kötülük de misliyle (ceza) olmak üzere yazılır" (Buhârî, İman, 31; Müslim, İman, 205.)

"Birr (iyilik, sıla) ahlâk güzelliğidir. İsm (günah ve günaha sebep olan şeyler) ise, kalbini gıcıklayan ve insanların bilmesini hoş görmediğin şeylerdir" (Müslim, Birr ve Sıla, 14; Tirmizî, Zühd, 52; Dârimî, Rikâk, 23).

"Gerçek müslüman, elinden ve dilinden diğer müslümanların selâmette kaldığı kimsedir" (Buhârî, İman, 4-5; Müslim, İman, 64).

"Nerede ve hangi hâlde olursan ol Allah'tan kork. Kötülük işlemişsen hemen bir iyilik yap ki, o iyilik kötülüğün günahını silsin. insanlara güzel muamelede bulun" (Tirmizî, Birr ve Sıla, 55; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 5; Dârimî, Rikâk, 47).

Başkalarını iyi ve güzel ameller işlemeye davet etmek, Allah ve Resulünün övdüğü bir davranıştır.

Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Hayrın işlenmesine vesile olan kimseye o hayrı işleyenin ecri kadar ecir vardır" (Müslim, İmâret, 133; Ebû Dâvud, Edeb, 115; Tirmizî, İlim, 14).

"Doğru bir yola çağıran kimse, ona tabi olanların ecirleri kadar kendisi de ecir alır. Bu, tabi olanların ecrinden bir şey eksiltmez. Kötü bir yola davet eden kimse de, ona tabi olanların günahlarından hiç bir şey eksiltmez" (Müslim, İlim, 16, Zikir, 1; Ebû Dâvud, Sünnet, 6; Tirmizî, ilim, 15).

"İslâm'da güzel bir çığır açan kimse hem o çığırın, hem de o çığırla amel edenlerin ecrini kazanır." (Müslim, Zekât, 70; Ebû Dâvud, Sünnet, 6).

Sonuç olarak yukarıda verilen ayet ve hadislerden de anlaşıldığı gibi, amel yalnız ibadetlerden ibaret olmayıp, günlük hayatta bir müslümanın diğerine veya topluma karşı yaptığı güzel iş, yardım ve muameleler de bu niteliktedir.


        

Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni
Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beni


(Ya Rab aşk belasıyla içli dışlı kıl beni,
bir an bile ayırma aşk belasından beni)

Az eyleme inayetini ehl-i dertten
Yani ki çoh belâlara kıl müptelâ beni

(Az eyleme yardımını dertlilerden,
Yani çok aşk belaları ver bana)

Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni

(Gittikçe artır sevgilimin güzelliğini,
Bana gelince onun derdine daha çok müptela et beni)

Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni

(Onun ayrılığında öyle zayıflat beni ki
Saba yeli beni ona ulaştırabilsin)

Nahvet kılıp nasîb Fuzuli gibi bana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak bana beni

(Ya Rabbi bana Fuzuli gibi gurur verme
beni bana asla bırakma)

 

Kimin Yolundayız

     ÜMMETİ AÇKEN BİR TAŞ BAĞLAYINCA KARNINA
      KENDİSİ İKİ TAŞ BAĞLAYACAK KADAR AÇ OLAN BİR PEYGAMBERİN
     
      KIRK YIL BOYUNCA YATSI NAMAZI İÇİN ALDIĞI ABDESTLE
      SABAH NAMAZINI KILAN İMAMLARIN
     
      BİR DİRHEM BORCU VARKEN MEVZİSİNDE MEKTUP YAZIP
      HELALLİK İSTEYEN ŞEHİTLERİN
     
      YEMEĞİNİN SUYUNU KENDİ İÇİP
      TANELERİNİ KARINCALARA VEREN MÜCEDDİTLERİN
     
      ŞEHRİNDE BİR KİŞİ UYANIKKEN
      GÖZÜNE UYKU GİRMEYEN HALİFELERİN
     
      ZEKAT VERECEK KALMAYINCA ÇEVREDE
      GAYRİ MÜSLÜMLERE VEREREK GÜZELLİKLER YAYAN ADİL YÖNETİCİLERİN
     
      PEYGAMBER AŞKI İLE YANAN NUR SİMALARIN
     
      ALLAH RIZASI İÇİN İSTEYİNCE YÜKLERLE MALINI VEREN
      SAHABELERİN
     
      YOLDA BULDUĞU KAĞIDI ALLAH YAZISINI GÖRÜNCE
      EVİNİN EN GÜZEL KÖŞESİNE ASAN EVLİYALARIN
     
      ALLAH LAFZINI DUYUNCA
      MUHAMMEDERRESULULLAH İŞİTİNCE KULAGI
      DİZLERİ TUTMAYAN BİLALLERİN
     
     
      VE GÜLLERİN GÜLÜ Hz.MUHAMMED MUSTAFANIN YOLUNDAYIZ





 

La İlahe İllallah Muhammeden Resullullah

LA İLAHE İLLALLAH

BU BİR KİTAPTIR Kİ AYETLERİ İLE EMİR VE YASAKLARI VA'D VE VA'İDLERİ AYIRMIŞTIR. ARABİ LİSANLA ALLAHÜ TEALA'DAN İNDİĞİNE İNANAN KAVİMLERE CENNETİ MÜJDELEYİCİ VE İNANMAYANLARI CEHENNEMLE KORKUTUCUDUR. MÜŞRİKLERİN ÇOĞU O'NU KABULDEN KAÇINIP, CAN KULAĞI İLE DİNLEMEZLER.
FUSSİLET

AYET-EL KÛRSİ !



Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.

255. Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi 255. Ayettir- Tefsir için ayet numarasına tıklayın)

                                      KUTSAL EMANETLER

    

Kirmizi guller (Can Ahmede)

    

       

       

 

       

 

12/3/2007

CENNET’de İnananları Bekleyen Sonsuz Mutluluk..

 
                                                                       

  

::NİHAT HATİPOGLU::

EŞŞİZ YORUMU İLE MUHTEŞEM ESERLER 30 MUTHİŞ ESER .

  DİNLEMENİZİ    TAFSİYE EDERİM.

Cehennem Ve Azap

Mahser

Cennet

Nasihat

Ölüm Kabir Rüyasi

Allah İçin Harcamak

Peygamberimizin Duaları

Sahabeler 1

Sahabeler 2

Peygamberin iki Gülü

Resule Sevgi

Hazret-i Omer

Hazret-i Ali

Hazret-i EbuBekir

Resullah'in Kefenlenmesi ve Defni

Ebu Zer Giffari

Sahabenin İzinden-1

Sahabenin İzinden-2

Sahabenin İzinden-3

Sahabenin İzinden-4

Sahabenin İzinden-5

Sahabenin İzinden-6

Kıyamet Alametleri-1

Kıyamet Alametleri-2

Kıyamet Alametleri-3

Kıyamet Alametleri-4

Medinenin Göz Yaşları-1

Medinenin Göz Yaşlar-2

FIRAT AKSOY 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيImage Hosted by ImageShack.us

                                                                     

Böylelikle Allah, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır.
(Maide Suresi, 85)

                                                                                                                                                                                                         

                                                                                                                                                                 

"İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur."
(Zuhruf Suresi, 72)
 


"Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün"
(İnsan Suresi, 20)
 

"Şüphesiz bu, Bizim rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok."
(Sad Suresi, 54)
 

                                                                                                                                                                                     
                                                                                         
                   

 

"İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur."
(Zuhruf Suresi, 72)
"İçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu, arınmış olanın karşılığıdır."
(Taha Suresi, 76)
 

Ki onlar Firdevs (cennetlerin)e de varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalacaklardır. (Müminun Suresi, 11)
"Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler... (Kehf Suresi, 31)
 
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki Biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- onlar da cennetin ashabı (halkı)dırlar. Onda sonsuz olarak kalacaklardır. (Araf Suresi, 42)

... Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar.
(Enbiya Suresi, 102)
Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), üst üste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları, (Vakıa Suresi, 28-29)
Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), üst üste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları, (Vakıa Suresi, 28-29)
Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.
(Mürselat Suresi, 43)
... Orada nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir. Çok bağışlayan, çok esirgeyen (Allah)tan bir ağırlanma olarak. (Fussilet Suresi, 31-32)
... Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise Kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.
(Bakara Suresi, 221)
"Onlara, istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik." (Tur Suresi, 22)
Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir.
(İnsan Suresi, 12 )
 
İman edip salih amellerde bulunanlar, Biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan va'didir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
(Nisa Suresi, 122
Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır. Oraya esenlikle ve güvenlikle girin. Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar. Orda onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar ordan çıkarılacak değildirler.
(Hicr Suresi, 45-48)
Allah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk' budur.
(Tevbe Suresi, 89)
Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
(Yasin Suresi, 56)
Takva sahiplerine va'dedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır... (Muhammed Suresi, 15)
Gerçekten iman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için nimetlerle-donatılmış cennetler vardır. (Lokman Suresi, 8)
 

... Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur." (Maide Suresi, 119)


 

Şüphesiz ebrar olanlar, elbette nimetler(le donatılmış cennetler) içindedirler. (İnfitar Suresi, 13)
 

Kim Rabbinin makamından korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular) dan sakındırırsa, Artık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir.
(Naziat Suresi, 40-41)
Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Artık kullarımın arasına gir. Cennetime gir.
(Fecr Suresi, 27-30)
 
İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.
(Ankebut Suresi, 58)
İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.
(Ankebut Suresi, 58)
... Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur." (Maide Suresi, 119)
Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir. Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç. Onlar cennetlerdedirler...
(Müddessir Suresi, 38-40)
... Orada nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir.
(Fussilet Suresi, 31)
… İman edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri Katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl budur.
(Şura Suresi, 22)
"Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar."
(Hicr Suresi, 47)
Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir."
(Fatır Suresi, 34)
 
... Adn Cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.
(Tevbe Suresi, 72)
Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar 'bir cennet bahçesinde' 'sevinç içinde ağırlanırlar'.
(Rum Suresi, 15)

Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.
(Kaf Suresi, 31)
Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde;
(Vakıa Suresi, 10-12)
İman edip salih amellerde bulunanlar ise cennet halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 82)
 
İman edip salih amellerde bulunanlar ise cennet halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 82)
İşte bunlar; yaptıklarının en güzelini kabul ederiz ve kötülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halkı içindedirler. (İşte bu,) Onlara va'dolunan doğru bir vaaddir.
(Ahkaf Suresi, 16)
… Allah ise Kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.
(Bakara Suresi, 221)
Böylelikle Allah, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır.
(Maide Suresi, 85)
 
Allah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.
(Tevbe Suresi, 89)
 
Allah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.
(Tevbe Suresi, 89)
 
 
…Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.
(Nisa Suresi, 13)
 
Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir 'çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır.
(Nisa Suresi, 124)
İşte bunlar; yaptıklarının en güzelini kabul ederiz ve kötülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halkı içindedirler. (İşte bu,) Onlara va'dolunan doğru bir vaaddir. (Ahkaf Suresi, 16)
Ateş halkı ile cennet halkı bir olmaz. Cennet halkı umduklarına kavuşup mutluluk içinde olanlardır. (Haşr Suresi, 20)
Şüphesiz muttaki olanlar, çennetlerde ve pınarlardadırlar.
(Zariyat Suresi, 15)
Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler. Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. (Yasin Suresi, 55-56)

SonuçSite boyunca anlattığımız tüm bu güzellikler hepimize bir an sonrası kadar yakındır. Ölümle her an son bulabilecek olan dünya hayatı, ahiretteki sonsuz hayatın başlangıcıdır. Dolayısıyla her an her saniye ahirete geçilebileceğini unutmamak, cehenneme gitme ihtimalinden korkmak ve bu nedenle cennetteki sonsuz nimete kavuşmak için hazırlık içinde olmak herkes için çok önemlidir.
Fakat şeytan, insana, Allah'ın cennette vaat ettiği güzellikleri, sonsuz yaşamı unutturmak, düşündürmemek ister. Aksine kusur ve eksikliklerle dolu olan dünya nimetlerine razı olmayı, bunlarla birkaç on sene yaşamayı yakın bir yarar olarak gösterir. Halbuki şeytana karşı tam aksi bir tavırla cennetin çok yakın olduğu gerçeğini hatırda tutarak samimi bir gayret içinde olmak gerekir.

Bütün samimi Müslümanlar sonsuz merhamet, sonsuz rahmet, sonsuz akıl ve güç sahibi olan, kullarını seven, onları koruyup kollayan, dünyada ve ahirette onların iyiliğini isteyen, onlara dünyada güzel ve şerefli bir hayat, ahirette de cenneti isteyen Allah'ın güvencesindedirler. Dolayısıyla bu sevinç dolu nimeti Müslümanlar hiçbir zaman unutmamalı ve birbirlerine bu yakın nimetin müjdecisi olmalıdırlar. Nitekim Allah Kuran'da müminlerin bu konuda müjdeleşmelerini buyurmaktadır:

Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır... (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Tevbe Suresi, 111)

 
 

Image Hosted by ImageShack.us

 

  

 


  

 

 

 Image Hosted by ImageShack.us

 

 
 
 
 
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
FIRAT AKSOY
                                      
 

9/6/2007

EY SEVGİLİ EY RASUL!....

 ღ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ ღ 

Ey Nebi!....

Sen o ışıktan ikliminle en tatlı rüya,

Sen, mor, pembe renklerinle ruhumu saran hülya..

Kararır, SEN'i duyup SEN'i görmezsem dünya..

Dostlarınla el ele gezdiğin tepelerde...

 

       

 
        

 

Ey Resul ! Ey Sevgili, ve Ey Yâr ...
Ey; gözlerinde cenneti saklayan,

ayağını bastığı yerler cennet kokan
Nebi!.
Ey; Yaradan'ın en guzel eseri!.

"Sen olmasaydın, sen olmasaydın..
alemleri yaratmazdım!." dedigi!. Var oluşunun şerefine,

bütün varlığı hediye ettiği!.
Ey; insanoğlunun ufku -en güzel insan.. Allah'ın sevgilisi,

kainatın gözbebeği!.
Ey; Rahmeten li'l-alemin!.
Sen den şefaat dilenen biçarelerin en sefiliyim, desem..

şefaat eder misin?.
Ey; kupkuru çölleri cennete ceviren gül!.
Ey; gönlünden gül dökülen resul!.
Küçük kız çocuğunun elinden tutup da giden, kuşu ölen çocuğa
başsağlığı dileyen..

gözlerinden yaş dökülen devenin gözyaşlarını silen Rasul!.
Benim de gözümün yaşını siler misin?.
Küçük kız çocuğunun tuttuğu gibi tutsam elinden;

yüreğimden binlerce kuş uctu, bin'i de öldü desem..

bana cennet kuşlarından bir kuş bahşeder misin?.
Ey; Islam'ın peygamberi!.

Sevda ikliminin, en güzel mevsiminin..

en guzel çiçeği!. Ama mahzun, ama kederli...
Daima düşüncede, daima hüzün icinde ömründe,

bir defa bile, kahkahayla gülmemiş..

gül yüzlü, güler yüzlü sevgili!.
Gözlerimi yumsam, ve; hulyana dalsam..

o gül kokulu gülüşün ile, benim de gözlerimin içine güler misin?.
Bir kerecik olsun seni düşünerek başımı koyduğum olmuşsa yastığıma,
tutunduğum olmuşsa sana ve senin sevdana..

işte onun, işte onun hatrına!.
Ey; gözünü sevdiğim, özünü sevdiğim, sözünü sevdiğim!.
Ey; gönlümün sultanı efendim!.

Ümidim, muradım, kurtarıcım, mujdecim...
Seninle Kevser havuzunun başında bulusabilecek miyim?. desem..
bulundugun yerden, yureğime bir damla su serper misin?.
Seni sevsem!. Cok, cok sevsem!. Öyle cok sevsem ki;

sen koksa özüm, yüreğim.. sen koksa nazım, edam..

gönlüm sen dolsa, benim herşeyim sen olsan !
Ali'n, Fatıma'n gibi olsam!. Seni, onlar gibi seviyor olsam..

sen de; beni, onları sevdiğin gibi sever misin?.
Ey; bize bizden daha ziyade merhamet eden!.

"Ümmetim, ümmetim!."
diyerek, üstümüze titreyen!.
Ey; en ziyade muhtacımız, en cok isteyenimiz!.

Bizi, Hak'tan dileyenimiz!.
Sen, umanı umutsuzluğa düşürmezsin!.

Sen, senden isteyeni geri çevirmezsin!.
Senden, senin rahmetini dilesem.. ey; alemlere rahmet olsun diye
gönderilen, banada rahmet eder misin?
Ey; Rahim!. Ve.. ey; Kerim!.
Asr-ı saadet'ten değilim!.

Kokladığın gül, soludugun hava, yediğin
hurma, içtiğin süt, okşadığın kuzu, bindiğin deve,

avuçladıgın kum dahi değilim!.

Bir kez olsun, yüzüne yüz sürmedim!.
Lakin; ben, senin.. "Kardeşlerim!." dediğindenim!.

Ve; sana ve sünnetine revan olmak isteyenlerdenim!.

Ve lakin;

daha hala sevgili Veysel Karani'nin tırnağının ucu misali bile değilim, desem..

bana da hırkandan gonderir misin?.
Doğduğun günün, gecenin hürmetine..

bu gün ve gece; yüreğime, bir nur olup düşer misin?.
Sevgili Peygamberim!.

Rabbim; sana ve, senin al ve ashabına..
ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları
sayısınca salat, selam ve bereketler ihsan eylesin;

Amin...Amin...Amin...

 


Ey ALLÂH''ın Habibi!...



FÂNÎLER DEĞİL BÂKÎ OLAN BİLSİN!

 

İslâm târihinin ilk yıllarında Medîne-i Münevvere'de bâzı
fakirlerin kapılarına meçhûl bir kimse her sabah bir çuval
erzak bırakmaktaydı. Bir sabah o fakirler uyandıklarında
baktılar ki, kapılarına erzak konmamış. Sebebini merak
ederlerken o esnâda içli bir salâ sesi duyuldu ve Medîne-i
Münevvere Hazret-i Alî -radıyallâhu anh-'ın torunu Zeynel
Âbidîn Hazretleri'nin vefâtı ile çalkalandı. Herkes derin bir
mâteme büründü.
Bu peygamber evlâdına karşı son vazîfeler îtinâ ile
yapılmaya başlandı. Sıra mübârek nâşının yıkanmasına
geldiğinde bu şerefli vazîfeyi yapacak olan zât, mevtânın
sırtında içi su toplamış büyükçe yaralar görünce şaşırdı.
Sebebini anlayamadı. Yakınlarına sorduğunda ise, ehl-i
beytten orada bulunup bu sırra âşinâ olan bir kimse,
şunları söyledi:
"- Zeynel Âbidîn Hazretleri her sabah hazırladığı erzak
çuvallarını sırtında taşıyarak erkenden fakirlerin kapısına
götürür ve kimseye görünmeden geri dönerdi. Halk da bu
çuvalları kimin bıraktığını bilmezdi. Sırtında gördüğünüz
yaralar, işte o çuvalları taşımaktan ötürü oluşmuş yaralardır."
Amellerini sırf Hak Teâlâ'nın rızâsı için yapanlar,
onları, ifşâsı harâm olan bir sır gibi halktan gizlemeye çalışırlar.
Zîrâ Hakk'a âit olduğu hâlde halka arz edilen amellerde
Allâh'a götürecek hiçbir fazîlet kalmaz.
Çünkü onları ucub ve gurûr başta olmak üzere binbir türlü
nefsâniyet kaplar. Dolayısıyla Hak yolunda yapılan her
salih amel, "Fânîler değil, Bâkî olan bilsin!" düşüncesiyle
olursa makbûldür ve böyle fiillerin ecir ve mükâfâtlarını
yazmaya ne kalemler kâfî gelir, ne de mürekkep yetişir.
Samîmî ve fedâkâr hizmetlerle Allâh'ın kullarını memnûn
etmeye gayretli olurken nefsini değil, Hakk'ı râzı edebilen
isimsiz ve gerçek kahramanlara ne mutlu!
 

9993jj.gif

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

İman çıplaktır:Onun elbisesi takva,süsü haya,sermayesi ilimdir.

xx__602_.gifxx__602_.gif

img207/2337/cumakartimefendimizens5vl8.jpg

img214/8169/denizdeduaiy8ms2.jpg

43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket

Hostato su Megaportal.itHostato su Megaportal.it

img517/4062/90087064ln1ec3.gif

img68/7546/marco2520025201di4.gifimg68/7546/marco2520025201di4.gif


 

   

                               

Dün,bugün ve bundan sonra hayatımda şimdiye kadar yaşadıklarım ve yaşayacağım herşeyin ama herşeyin sorumlusu ben oldum ve ben olacağım!!!..

Bana ait olan özellikler ve davranıslar için hiçkimse aklını fikrini  yormasın.!!

Yaptıklarımdan  pişman  olmadım yada olduğumda ders almasını bildim!!....Eski de kalmış bana ait neler varsa,kimler varsa hepsinden birer parça aldım, acı çektim,çektirdim ve  büyüdüm!!!..Değer verdiklerim,hiçe saydıklarım ve kendime verdiğim sözler yine bende saklı...

Gelecekte neler olacak kalacakmıyım,

göçecekmiyim bilmiyorum ama bildiğim tek şey ;

artık bu kalp istemiyor hiç bir SAHTEYi .....!! 
 


 
  

GERÇEK YURT: AHİRET

 
MÜMİNLERİN GERÇEK YURDU; CENNET

 

 
 
CENNET'TE MÜMİNLERİN YAŞADIKLARI ORTAM
 
 
 
CENNET HAYAL GÜCÜ SINIRLARININ ÖTESİNDEDİR
 
TÜM NİMETLERİN EN ÜSTÜNÜ: ALLAH'IN RIZASI
İNKARCILARIN YURDU CEHENNEM
İnkar edenlerin içinde sonsuza kadar kalacakları yer, insan bedeni ve ruhuna acı tattırmak için özel olarak yaratılmış olan Cehennem'dir.
 
CEHENNEM'DEKİ AZAP ORTAMI
KİLİTLENEN KAPILARIN ARDINDAKİ SONSUZ HAYAT
 
 
SONUÇSUZ YALVARMALAR VE ÜMİTSİZLİK
 
SONSUZ AZAPTAN KURTULMAK İÇİN BİR HATIRLATMA
 

 
 
Photo Sharing and Video Hosting at PhotobucketPhoto Sharing and Video Hosting at Photobucket

                FIRAT AKSOY                               

 

 

 

 

6/10/2007

Güzeli güzellikler ile birlikte yaşama dileği ile selam olsun..






---------
Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle,Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle.
(Amin.)____♥..♥..♥____FIRAT AKSOY

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Güzeli güzellikler ile birlikte yaşama dileği ile selam olsun
ALLAH ve resulunu gönülden seven gönüllere...  
 
 
 
Kurtların istila ettiği yerde koyun değil,ancak aslan olmak gerekir.(Kelam-ı Kibar)
 
 
 
Seherde açılan güller hürmetine
Rükuda bükülen beller hürmetine
Zikrinle dönen diller hürmetine
Cehennem narına yakma ya Rabbi!




Yakma Ya Rabbi, Yakma Ya Rabbi
Cehennem narina yakma Ya Rabbi
Yakma Ya Rabbi, Yakma Ya Rabbi
Muhammed askina yakma ya Rabbi 

Hak, serleri hayr eyler,
Zannetme ki gayr eyler,
Ârif âni seyr eyler,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

Sen Hakk'a tevekkül kil
Tefvîz et ve râhat bul,
Sabr eyle ve râzi ol,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

Kalbin ana bend eyle,
Tedbîrini terk eyle,
Takdîrini derk eyle,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

Hallâk u Rahîm oldur,
Rezzâk u Kerîm oldur,
Fa'âl ü Hakîm oldur,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

Hak, serleri hayr eyler,
Zannetme ki gayr eyler,
Ârif âni seyr eyler,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

Sen Hakk'a tevekkül kil
Tefvîz et ve râhat bul,
Sabr eyle ve râzi ol,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

Kalbin ana bend eyle,
Tedbîrini terk eyle,
Takdîrini derk eyle,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

Hallâk u Rahîm oldur,
Rezzâk u Kerîm oldur,
Fa'âl ü Hakîm oldur,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

Secdeye kapanan başlar hürmetine
Aşkınla sızlayan kalpler hürmetine
Gecelerde dökülen yaşlar hürmetine
Gazabınla bize bakma ya Rabbi!





Yakma Ya Rabbi, Yakma Ya Rabbi
Cehennem narina yakma Ya Rabbi
Yakma Ya Rabbi, Yakma Ya Rabbi
Muhammed askina yakma ya Rabbi


Yolunda kaim kullara bağışla
Rızana giden yollara bağışla
Arşına açılan ellere bağışla
Cahim in içine sokma ya Rabbi!

Muhammed Mustafa(as)ın özüne bağışla
Fatımatüz Zehra adlı kızına bağışla
Yetim yetemanın yüzüne bağışla
Huzurunda boynumuzu bükme ya Rabbi!

Cemi peygamberlerin canı hürmetine
Ciharı yari Güzinin dini hürmetine
Uhud şehitlerinin kanı hürmetine
Suçlarımızı başa kakma ya Rabbi!

YAKMA YA RABBI
Muhammed Askina yakma Ya Rabbi
Kabe askina yakma Ya Rabbi
Kuran askina yakma Ya Rabbi




AMİN AMİN AMİN
 
Ya Mümin!

Sen hidayetini göndermezsen kalpler nasıl mutmain olur?
Sen kalplere itminan vermezsen kim inandığından emin olur?
Sen inandırmazsan kim mümin kalır?
Revamın tuzağına düşürme beni, nefsimin diline bırakma beni...
Öyle mümin eyle ki beni, pişmanlıklarım beni sana döndürsün...

 

     SELAM VE DUA İLE ....ESLEM.... 

 

Ben seni görmeden sevdim
Yorgun gecelerde titreyen bir yetim bir öksüz yüregimde sevdim seni
Ey gönül bahcemde büyüttügüm nazli cicek,
Ey sevdamin adi, askin gercek anlami
Bu hasret, bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek

Ben seni görmeden sevdim

Yolunu gözledim bir Medine sabahi
Ellerimde güller, güllerki kokunu aldigim, kokunu alip yandigim
yanip yanip agladigim...
Ben seni görmeden sevdim
Gözlerini gözlerime degdir efendim, ellerini ellerime
Sevmeyi senden ögrendim ilkin, sevilmesi gereken herseyi senden
Sefkat seninle mana buldu, buz cöllerini seninle asdim
Ben seni görmeden sevdim
Bahar yüzlü insanlar bildim etrafinda pervane
onlardan biri olmak istedim hep, her emrine amade
Seninle yasamak seninle ölmek,
ama en cok seni seni görmek istedim...
Ben seni görmeden sevdim, konunu aldim güllerde,
Ben seni görmeden sevdim, adini andim yürekte
Sevgili Sevgili en Sevgili!!!!!

Umut Mürare

 SELAM VE DUA İLE ALLAH ' A EMANET OLUN ...

              



Allah doğru yoldan ayırmasın.

Image Hosted by ImageShack.us

 

Dünyada dost ister isen Hazreti Allah yeter,
Mürşid-i kâmil ister isen Hazreti Kur'an yeter,
Delil ister isen Hazreti Muhammed yeter,
Meşgul olmak ister isen ibadet yeter,
İbret almak ister isen ölüm yeter,
Zengin olmak ister isen kanaat yeter,
Bunlar da yetmez der isen Nâr-ı Cehennem yeter...

Kaderde ne ise odur etme merak,
Uyma kendi nefsine, Hakkın emrine bırak,
Altundan agacın olsa, zümrütten yaprak,
Akibet gözünü doyurur bir avuç toprak.

Bul erbabını danış akıl, dinlemek ferasettir,
Zaman ahir oldu, zuhur eden alamettir,
Heva-i nefsine uyma; sabrın sonu selamettir,
Ne aldandın be hey şaşkın bu can sana emanettir.

Mal ve mülkle magrur olma, deme var mı ben gibi
Bir muhalif rüzgâr eser, savurur harman gibi,
Dünya malı elde iken düşmanların dost olur,
Elde bir şey kalmayınca dost bile düşman olur.

İbret gözüyle bakın dünya misafirhanedir,
Bir mukim insan bulunmaz ne tuhaf bir hanedir,
Bir kefendir en sonu zengin-fakir sermayesi,
Malına gururlanan gafil degil ya nedir?

___________________________________________
Dünya madem fanidir,
değmiyor alaka-i kalbe.
********************************************
Açılır bahtımız bir gün, hemen battıkça batmaz ya!
Sebebler halkeder Halık,kerem babın kapatmaz ya!
Benim münacatım Hakk’a rızk içün değildir haşa!
Hüda Rezzak-ı Alemdir,rızıksız kul yaratmaz ya... 

by fırat aksoy saygılarımla...

Ölümün sırlarını bilseydiniz, yaşamın sırlarını da bilirdiniz.
 Bu gün aklınız varken birşey bilmiyorsunuz, yarın aklınız yokken neyi bileceksiniz! ...
 
 

S.a.Sevgili  Dostlarım


De ki: “Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm,şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da,
müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.”
(Cuma Suresi, 8)

 

 

Ölüm sizi her an yakalayabilir.

Kimbilir o an, belki de şu andır ya da size
çok yaklaşmıştır. Belki de bu satırlar ahlakınızı yeniden düşünmeniz için ölümünüzden önce size tanınmış son bir fırsat, son bir hatırlatma, son bir uyarıdır. Siz bu satırları okurken bir saat sonra hayatta kalacağınızdan emin olamazsınız. Bir saat sonra hayatta olsanız, bir sonraki saate erişeceğinizin hiçbir garantisi yoktur. Saat değil bir dakika, hatta bir saniye sonra bile hayatta olacağınız kesin değildir. Bu kitabı sonuna kadar okuyup bitireceğinizin de hiçbir garantisi yoktur. Ölüm size, büyük bir ihtimalle, bir dakika öncesinde ölmeyi hiç aklınızdan geçirmediğiniz bir anda gelecektir. Mutlaka öleceksiniz, tüm sevdikleriniz de ölecek, sizden önce ya da sonra mutlaka ölecekler. Bundan 100 sene sonra dünya üzerinde sizin tanıdığınız hiçbir canlı insan kalmayacak.
Her insanın, kendi hayatı hakkında bitmek tükenmek bilmeyen planları vardır. Liseyi bitirmek, üniversiteye girebilmek, mezun olmak, iş sahibi olmak, ev sahibi olmak, evlenip çoluk çocuk sahibi olmak, çocuğunu büyütmek, emekli olmak, huzurlu bir hayata kavuşmak gibi... Bunların dışında, herkesin, kendi içinde bulunduğu durum ve şartlara göre daha binlerce konuda çok kapsamlı plan ve tasarıları vardır.Oysa bu planların hiçbirinin gerçekleşeceği kesin değildir. Buna karşın ölüm, yüzde yüz gerçekleşecektir.
Yıllarca çalışıp çabalayıp üniversiteye giren bir öğrenci okuluna giderken ölebilir. Ya da yeni işe giren bir kişi işine giderken veya evlenenler düğünden dönerken ani bir trafik kazası sonucunda ölebilirler. Başarılı bir iş adamı ise, işlerini çabuk halledebilmek, gideceği yere daha çabuk ulaşıp vakit kazanmak ve daha çok şeyler yapabilmek için uçak yolculuğunu tercih eder. Fakat uçak kaza düşebilir ve hayatı hiç düşünmediği şekilde son bulabilir.Geriye kalan planlarını gerçekleştiremeden, bir daha asla tamamlanmayacak bir şekilde yarıda bırakarak, dönüşü olmayan bir yere giderler... Oysa o gittikleri yer için hazırladıkları hiçbir planları yoktur. Gerçekleştiremeyecekleri planları yıllarca en ince ayrıntısına kadar düşünmüşlerdir, ama gerçekleşeceği kesin olan ölüm hakkında hiçbir şey düşünmemişlerdir.
Peki akla ve bilince sahip bir insan hangisine öncelik vermelidir? Gerçekleşeceği kesin olan hakkında mı, yoksa olmayan hakkında mı plan kurmalıdır? İnsanların bir kısmı, kesin olmayana önem verirler. Hayatın hangi safhasında olursa olsun bütün planlarını, gelecekte daha iyi ve daha mükemmel bir hayata kavuşabilmek için yaparlar.
Eğer insan ölümsüz olsaydı, bu davranış gerçekten de mantıklı olacaktı. Fakat bütün planlar, ölüm denen mutlak sona mahkumdur. Bu nedenle, kesin olan ölümü bırakıp kesin olmayanları önemsemek, kesinlikle akıl dışıdır.
Ama insanlardan bazıları, akıllarını kaplamış garip bir gaflet hali nedeniyle bir türlü bu açık gerçeği fark edemezler. Uzun y?llar yaşayacaklar?n? hatta hiç ölmeyeceklerini varsayarak sadece dünyada belirledikleri hedeflere ulaşmak için çabalarlar. Ölümle birlikte başlayacak olan gerçek hayatlar?n? düşünmezler. Ona yönelik bir haz?rl?k yapmazlar. Hesap günü bu gerçekle yüz yüze kald?klar?nda ise telafisi olmayan bu büyük hatadan dolay? çok derin bir pişmanlık duyarlar.
Bu kitap, insana bu çok önemli gerçekleri düşündürmek ve hızla yaklaşan büyük olayı haber vermek için yazılmıştır... Bu büyük olay, kesindir.Dolayısıyla, düşünmekten kaçmak, hiçbir şekilde çözüm değildir.
GAFLETİN KALIN PERDESİ
İnsan bencil yaratılmıştır ve kendi çıkarlarını ilgilendiren şeyler hakkında son derece hassastır. Ancak her konuda kendi çıkar ve menfaatlerini en ince ayrıntısına kadar düşünen ve hesaplayan insanın doğrudan doğruya kendisini ilgilendiren ölüm konusunda kayıtsız ve umursuz olması son derece hayret vericidir. "Kesin bilgiyle iman etmeyenler"e özgü olan bu ruh halini Allah, Kuran’da tek bir kelimeyle tanımlamıştır: "Gaflet".
Gafletin anlamı, şuurundaki bulanıklık ve kapalılıktan ötürü, bir insanın gerçekleri tam olarak algılayamayıp, sağlıklı değerlendirmeler yapamaması ve buna bağlı olarak, gereken sağlıklı tepkileri verememesidir. Bir ayette Allah şöyle buyurur:
İnsanların sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar. (Enbiya Suresi, 1)
Ölümcül, çaresiz bir hastalığa yakalanan birisinin öleceğine kesin gözüyle bakılır. Fakat ona bu gözle bakanların da er ya da geç ölecekleri kesindir. Gaflet yüzünden, işin bu yönü bu tarz kişilerin aklına gelmez. Oysa belki de ölüm, kendisini bu "ölümcül hasta"dan çok daha önce, hiç ummadığı bir anda yakalayacaktır.
Yakınları, ölüm döşeğindeki hastalarının durumuna üzülürler. Ama bir gün kesinlikle ölecek olan kendilerine de üzülmek akıllarına gelmez. Oysa, bir olayın eninde sonunda gerçekleşeceği kesinse, bunun yakın ya da uzak olması verilen tepkiyi değiştirmemelidir.
Eğer ölmek üzere olanlar için üzülmek gerekiyorsa, yalnızca ölüm anında değil herkes birbiri ve kendisi için şimdiden üzülmeye başlamalıdır. Ya da içinde bulunduğu gafleti yırtmalı, ölümün gerçek anlamını kavramalıdır.
Bunun için de, öncelikle gafleti doğuran sebepleri tanımak yararlı olabilir.

 

Ey iman edenler, Allah’tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah’tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Kendileri Allah’ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir. (Haşr Suresi, 18-19)

Selametle..
Dalga Dalga Rahmet...

Sabah Namazı

Vakit seher… Ufukta günün kızıl çiçeği açmak üzere. Vaktin rahmine sabahın nutfesi düştü az önce. Gecenin toprağında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.

Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun. Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin.

Hatırla ki, unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı. Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı. Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi. Taze bir bahar gibi gün yüzüne çıkardı bedenini. Ete kemiğe bürüdü ruhunu. Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.

Şimdi seher vakti. Göz kapaklarının ardından kaç. Gafletin gecesinden uyan. Aç gözlerini sehere. Aç kalbini Rabbine. Uyan. Uyan, yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini. Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel. Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O’nu unuttuğu anda ananlardan ol. Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin[asm].

Şimdi sabah! Şimdi sabah namazı vakti...

Öğle Namazı  

Vakit öğle. Gün ortası. Dünya telaşındasın. İşler yoğun. Yarım kalmış ne kadar iş var! Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey. Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak. Ne kadar çok vazgeçilmezin var! Ne kadar vazgeçilmezsin!

Oysa dünya seni pek umursamıyor. Sessizce akıp gitmede sonsuz uzayda.. Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çıkmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce.. Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine...

Vakit öğle... O kadar gürültü var ki ortalıkta.. Kalbinin sesini duyamıyorsun bile. Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin. Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır. Ebedî sükûnete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir. Alnını secdeye değdir. Şimdi öğle namazı vakti!

İkindi Namazı 

vakit ikindi.. gün ihtiyarladı, güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne zaman ırmağı ikindinin çağlayanından dökülüyor şimdi,. ayrılığı söylüyor hece hece...hüzün renkli bulutlar sardı göğü, zevale doğru akıyor ışıklar, devriliyor zaman, hatırla ki sen de şimdi bir ömrün ikindisine doğru yürüyorsun, tenin soluyor,gözlerinin feri çekiliyor, yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazırlanıyorsun, öbür kıyısındasın artık nehrin..

 bundan sonra vaadi yok sana zamanın, bundan sonra yeni bir vaadi yok sana hayatın..

 yokuş aşağı akıyor kalbin,şimdi vakit ikindi.. kalbini kanatıyor kuru gül yaprakları, tutnacak dal arıyor gibisin zamana karşı, zamanın hükmü ağırlaşıyor üzerinde, gün daha kısa geliyor artık..

yemin olsun ki ikindi vaktine hüsrandadır insan şimdi anlıyorsun.. yokuş aşağı akıyorsun dalından kopuyorsun, hoyrat bir rüzgar artık zaman.. geriye kalan ancak iman,şimdi ikindi vakti,secdeye koy alnını eğil zamanın sahibinin önünde,ona konuş.. onunla konuş.. fısılda dualarını sonsuzluğa tutun hece hece.. şimdi vakit ikindi, şimdi ikindi namazı vakti..

Akşam Namazı  

Vakit akşam. Gün ölmek üzere. Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden. Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın. Kara kefenini giyiniyor gün. Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.

Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün. Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek. Senin de kıyametin kopacak. 
 

Şimdi akşam. Ölmeden önce bil öleceğini ki, yaşatıldığını farkedesin. Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki, sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın. Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak. Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi. Şimdi akşam namazı vakti…


 

Yatsı Namazı  

Vakit Yatsı. Gün çoktan öldü. Güneş ışıklarını topladı. Gece hükmediyor âleme. Güneşin saltanatı bitti. Işıklar tükendi ufuklarda. Renkler ellerini çekti eşyadan. Gül soldu, gün soldu. Göğe yöneldi gözler.

Hatırla ki, Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın. Bir adın kalacak geriye. Bir mezar taşın hatırlayacak belki Seni. Belki o da unutacak.

Şimdi gece… Sabaha çok var. Işık uzaklarda. Yokluğun gecesinde, adın bile unutulmuşken, kimden meded umarsın sor kendine? Kim Sana hayat vermişse, kurumuş kemikleri toplayıp dirilten de O elbette.

Söyle kendine. Söyle kendine ki, çoklarının Seni unuttuğu bu gece, Sen de herkesin unut, O’nu hatırla. Söyle kendine ki, çoklarının ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece, Rabbini an, Rabbine kan, Rabbine uyan.

Şimdi yatsı zamanı vakti...

selametle.. by fırat


 

     SELAM VE DUA İLE ....ESLEM.... 

 

                           


Ey Rabbim
Sözlerin en güzeli hiç süphesiz sana aittir
Bizim söylediklerimiz
Söyleyeceklerimiz
Söyleyemediklerimiz
Söylemek istediklerimiz
Içimizde sakladiklarimiz
Suskun biraktiklarimiz
Terkettiklerimiz
Unuttuklarimiz
Fisildadiklarimiz
Hepsi hepsi, sözlerin hepsi ancak sana yöneldigi için güzeldir
Süphesiz duayi dilimize veren sensin
Dilimizi duaya çeviren sensin
Sözlerin en güzeli sana aittir
Ve sözlerin en güzeli sana hitab etmektedir

Ey Rabbim
Ebediyyen bana yakinligini tattirdigin için,
Bana vahyettigin tüm gerçekler için
Beni hayat denen bu sonsuz lezzet pinarinin basina oturttugun için
Bildigin tüm ayiplarimi örttügün için
Gördügün tüm kusurlarimi bagisladigin için
Umuduma katik ettigin tüm hayallerim için
En sevgilini bana elçi gönderdigin için
Ey sevgili, beni askina muhatap ettigin için
Sonsuz hamd sana
Sonsuz minnetarlik sana
Sonsuz minnet sana
Sonsuz sükür sana
Sonsuz tesekkür sana

Ey Rabbim
Tut ellerimden sonsuz kudret elinle
Beni hiçlige düsmekten alikoy
Unutulmusluktan uzak eyle beni
Varligina komsu eyle beni
Ben acizim, dayanagim sensin
Fakirim ben, siginagim sensin
Dilsizim, sözüm sensin
Körüm ben, gören sensin
Sagirim, ki sen isitensin

Ey Rabbim
Sözlerin en güzeli sana aittir
Ve sözlerin en güzeli sana hitab etmektedir
Bu kirik dökük sözlerimi
Bu perisan hitabimi
Sen kabul eyle sen güzellestir
Ki sen bana asktan kanatlar vermistin ya
Askin zevasina uçurmustun ya beni
Elimi sen dokumustun ya
Hani ele avuca gelmez dokunuslari sen bahsetmistin ya bana
Gözüme kendi nazarindan isiklar vermistin ya
Gözle görülür güzellikler vermistin ya bana
Yüzüme tebessümü sen giydirmistin ya
Tebessüme karsilik veren güzel yüzler koymustun ya karsima

Ey Rabbim
Yoktum ben
Sen var ettin
Unutulmustum ki sen sevdin
Sevdigin icin var ettin
Bir sen sevdigin icin var edildim
Bir sen beni andigin icin ihya edildim
Oyleyse ey Rabbim
Varligimi askina armagan eyle
Yak beni askinin atesinde
Al beni bu rüyadan
Al beni bu dünyadan
Bu kirilgan varligimi ebedi baharina toprak eyle

Ey Rabbim
Bütün güzel sözler sana söylemekle güzeldir
Kirik dökük de olsa kabul eyle sözlerimi
Yikik dökük de olsa duy yakarislarimi
Kabul eyle beni
Kabul eyle sözlerimi
Suskunlugumu
Dilsizligimi
En güzel dua eyle
Dua eyle dilsizligimi
Dua eyle suskunlugumu
En güzel dua eyle
Ki sözlerin en güzeli sana hitab etmektedir
Dua eyle sözlerimi
Güzel eyle
Güzel eyle
Amin amin
 
 
 
 
 

 

İstiğfar

Soru: İstiğfar ne demektir? İstiğfarın belli bir vakti var mıdır; yoksa o, her zaman mülahazalara emanet bir nedamet ifadesi midir? İstiğfar için belli bir usûlden bahsedilebilir mi?

-İstiğfar; insanın içine düştüğü bir hatanın pişmanlığıyla kıvranarak Cenâb-ı Hak’tan kusurlarının affedilmesini ve günahlarının bağışlanmasını istemesi, afv ve mağfiret dilemesi demektir. (00.33)

-Her günahtan dolayı Cehenneme yuvarlanıyormuşçasına nedamet ve ızdırap duyma mü’min bir gönlün şiarıdır. Günahtan müteessir olmayan bir kalb ise ölü sayılır. Günaha karşı tepki vermeyen ve hatalardan rahatsızlık duymayan bir gönül, cansız bir bünye gibidir. (03.58)

-“Estağfirullâh” sözü, “Allah’ım, Sen’den yarlığanma diliyorum; ömrüm vefa ettiği sürece de bu talebime devam edeceğim. Bir kere afv dilemeyi yeterli bulmuyorum; şu anda beni bağışlamanı istediğim gibi, bu hatamdan dolayı bir ömür boyu nedamet duyacak ve mağfiret dileneceğim. Yarlığa beni Rabbim!..” manalarını ihtiva etmektedir. (05.15)

-Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyuruyor: “Ne mutlu o kimseye ki, defterinde çok istiğfar bulunur.” (07.11)

-Her farz namazdan sonra üç defa “Estağfirullâh” demek sünnettir. (08.33)

-İstiğfar, hemen her yer, zaman ve pozisyonda yapılabilir. Ancak Kur’ân ve Hadis’te, seher vakitlerinde dua ve istiğfarda bulunulması tavsiye ve teşvik edilmiştir. Cennet ehli ve öte dünya nimetlerine nail olanlar anlatılırken bu durum, özellikle hatırlatılmıştır: “Sabredenleri, doğru olanları, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranları, Allah için (mallarını) harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri (Allah görmektedir)” (Al-i İmran, 3/17); “(Cennetlikler) geceleri pek az uyurlar; seherlerde istiğfar ederler.” (Zariyat, 51/17-18) (14.02)

-İstiğfar, günahların yarlığanmasını isteme olduğundan bir mebde’dir; bu işin müntehası ise tevbe, inâbe ve evbedir. (18.09)

-İstiğfarın usûlü nasıl olmalıdır? (19.16)

-
يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ، بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ
 وَلاَ تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ

“Ey her şeyi var eden hayat sahibi Hayy ve ey her şeyin varlık ve bekâsını kudret elinde tutan Kayyûm, rahmetinin vüs’atine itimad ederek Sen’den merhamet dileniyorum; bütün ahvâlimi ıslah eyle, her türlü tavır ve hareketimi kulluk şuuruyla beze ve göz açıp kapayıncaya kadar olsun, beni nefsimle başbaşa bırakma, sürekli kötülükleri emreden nefsimin acımasızlığına terketme!”

Bazı rivayetlerde “وَلاَ أَقَلَّ مِنْ ذٰلِكَ ” ilavesi de vardır; yani, “Göz açıp kapayıncaya kadar..” kaydıyla yetinilmemiş, “Hayır! O kadar değil, ondan daha az bir zaman da olsa beni nefsimle başbaşa bırakma!” denilmiştir. (23.17)

-Şeddad bin Evs’den (radıyallahu anh) rivayet edilen hadisin “Seyyidü’l-İstiğfar” olarak anılan şu kısmı istiğfar için önemli bir duadır:


اَللّٰهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلـٰهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إلاَّ أَنْتَ
“Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. İman ve ubûdiyetimde gücüm yettiği kadar Senin ahd ü misâkın üzereyim. Yâ Rabbi! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Senin bana in'âm ve ihsan buyurduğun nimetleri ikrar ve itirâf ettiğim gibi kendi kusur ve günâhlarımı da itirâf ediyorum. Rabbim! Sen beni afv ü mağfiret eyle. Zîra, Senden başkası günahları afv ü mağfiret edemez, yegâne Gafûr Sensin.”
 Bu duayı her sabah dört kere söylemek sünnettir. (24.20)

-Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in Hazreti Ebu Bekir’e öğrettiği dua şöyledir:


اَللّٰهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ، وَارْحَمْنِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
“Allah’ım, muhakkak ben nefsime namütenahî zulûmde bulundum; günahları bağışlayacak Senden gayrı kimse yoktur. Nezd-i Uluhiyetinden hususi ve sürpriz bir mağfiretle beni yarlığa, bana merhamet et; şüphesiz ki Sen yegâne Gafûr ve Rahîm’sin.” (24.45)

-Hazreti Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) her gün on iki bin defa istiğfar ediyordu. Kendisine “Bu kadarı fazla değil mi?” denilince “Hayır, günahlarım adedince...” cevabını veriyordu. İhtimal, hayalinden geçen şeylerden dahi bağışlanma diliyordu. (27.15)

Ebu Hüreyre Hazretleri’nin Rasul-ü Ekrem Efendimiz’den öğrenip sürekli tekrar ettiği dua şu şekildedir:

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ أَسْتَغْفِرُكَ لِذَنْبِي وَأَسْـأَلُكَ رَحْمَتَكَ * اللَّهُمَّ زِدْنِي عِلْماً وَلاَ تُزِغْ قَلْبِي بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنِي وَ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ
“Ey bütün eksik ve kusurlardan münezzeh bulunan Rabbim, Seni (Zatına yakışmayan her şeyden) tenzih ederim. Allah’ım, günahımı bağışlamanı diler ve rahmetini dilenirim. Allah’ım, ilmimi artır ve beni hidayete erdirdikten sonra bir daha kalbimi kaydırma; katından bana rahmet lutfet; şüphesiz ki Sen, çok lütufkâr Vehhâb’sın.”

-Hazreti Üstad, “Dua ve tevekkül meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tevbe dahi meyelân-ı şerri keser, tecavüzâtını kırar.” buyurmaktadır. (30.11)

            FIRAT AKSOY                  
 
     
1/24/2007

Kalbi olanın hüznü de vardır.......

 

  •  
  •  
      
     

    BİLİMİN GÖSTERDİĞİ GERÇEK:
    KURAN MUCİZELERİ

    FİLMİN İZLEMEK İSTEDİĞİNİZ BÖLÜMÜNÜ SEÇİNİZ
    DOSYA

    BOYUT

    Kuran Mucizeleri 1
    136,099 KB
    Çamurdan Yaratılış / Parmak İzindeki Kimlik
    10,477 KB
    Dünyanın Yuvarlaklığı / Dağların Görevi
    9,023 KB
    Meniden Bir Damla / Bebeğin Rahimdeki 3 Karanlık Evresi
    7,983 KB
    İnsan Organlarının Gelişim Sırası/ Demirdeki Sır
    8,361 KB
    Yörüngeler ve Dönen Evren / Geri Döndüren Gök
    10,991 KB
    Bulutların Ağırlığı / Dişi Bal Arısı
    9,728 KB
    Zamanın Göreceliği/ Yağmurdaki Ölçü/
    Denizlerdeki Sınır
    9,066 KB
    Kuran Allah’ın Sözüdür
    3,797 KB

     
  • BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • img83/5413/quran8mz.gif
    043.jpg 
    besmele47.gif
     
     

     

     
    5c57191303.gifmdemir10.gif 5c57191303.gif
     
     www.Bigoo.wswww.Bigoo.ws www.Bigoo.ws
     
    www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws
     
    www.Bigoo.wswww.Bigoo.ws
     
    www.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.ws
     
    www.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.ws
     
     www.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.ws
     
     
    img106/9408/hereyeramenyoladevam4wn.gif
      floral03.gif _icek.gif floral03.gif

    www.kanal-7.com sevgidolu.gif www.kanal-7.com 
     Kim ALLAH;a sahip o neden mahrum;
    Kim Allahtan mahrum o neye sahip?
    LA İLAHE İLLALLAH
    EL AZİYM EL HALİYM
    LA İLAHE İLLALLAH
    RABBUL ARŞİL AZİYM
    LA İLAHE İLLALLAH
    RABBUS SEMAVATİ VEL ARDİ
    VE RABBUL ARŞİL KERİYM
                                                                    
    www.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.ws
        www.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.wswww.Bigoo.ws
    www.kanal-7.com
    Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme
     ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme.
    Zira Allah, kendini beğenmiş
    övünüp duran kimseleri asla
     sevmez.
    LOKMAN 18
    Âlimlerin sultanı, büyük İslâm âlimlerinden,
    Bâyezid-i Bistâmî hazretleri buyurdu ki:
     
    1- Farzları noksansız yerine getirmek,
    2-Haram kılınan şeylerden kaçınmak,
    3-Allah için mütevazi olmak,
    4-Müslüman kardeşlerine eziyet etmekten sakınmak,
    5-İyi ve kötü, her mü’min için hayır istemek,
    6-Allahü teâlânın mağfiretini arzulamak,
    7-Her işte Allah rızâsını gözetmek,
    8-Ölüme her an hazırlanmak,
    9-Nefsini terbiyeye çalışmak,
    10- Öfkeyi, gurur ve taşkınlığı, zulüm ve haksızlığı terketmek,
     
    1-Öfke ve hiddet,
    2-Kin ve nefret,
    3-Büyüklenme,
    4-Zulüm ve haksızlık,
    5-İnat yollu mücâdele,
    6-Cimrilik,
    7-Başkasına ezâ,
    8-Mü’mine saygısızlık,
    9-Kötü huy, fenâ ahlâk,
    10-İnsâf ölçülerini aşmak.
     
    1-Terbiye azlığı,
    2-Cehâlet çokluğu,
    3-Halktan nimet beklemek,
    4-Şehvet azgınlığı, nefis kudurganlığı,
    5-Baş olma sevdâsı,
    6-Dünyaya çok meyletmek,
    7-Nefsine uymak.
    8-Çok yemek,
    9-Çok uyumak,
    10-Kalabalığa uymak.

    pal.gif

    pa.gif

    dmoo3.gif

    gulan001.gif

    Bin damla umut serpilsin yüreğimize,
    Bin tatlı mutluluk dolsun günlerimize,
    Bin bir hayalimiz gerçekle buluşsun,
    Mutluluklar hep bizimle olsun,
    Umutlarımız gerçek,gerçeklerimiz mutluluk,olsun,
    Mutluluklarımız ise sonsuz olsun,ALLAH yar ve yardımcımız olsun.
    ALLAH a emanet olun.

     
     
     

  •  
  •  
  •      
  •  
  •  
  •  
  •                 
  •  
  •  
  •       

    »-(¯`v´¯)--»VUSLAT'A GÜL TAŞIYANLAR«-(¯`v´¯)--«
    " Kalbi olanın hüznü de vardır ... "
     
    Image and video hosting by TinyPic
    İnsanların en hayırlısı diyer insanlara en faydalı olandır...
    Aşk korkuya peçedir, korkuda aşka perde, Allah'tan nasıl korkmaz, insan O'nu severde..(N.F.K)
    SEN DOST EYLE SALİHLERLE...
    KULLARINI AFFEDERSİN GUNAHKARIM GELDİM SANA
    AFFEYLE YA RAHİM ALLAH
    Image and video hosting by TinyPic
    Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic
     
     
    MEVLANA   CELALEDDİN (K.S.)'in   DİLİNDEN   BİR   DUA :
    "Yâ Rabbî! Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle.
    Yâ Rabbî! Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları
    bizden
     sarf eyle, çevir ve değiştir.
    Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim! O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb
    etme.
    Yâ Rabbî! Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma.
    Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim! Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem
    sâhibisin.
    Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi
    hatırlamak ve
    ondan bir şey ummak lâyık değildir.
    Yâ Rabbî! Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle.
    Ey ihsânı çok olan Rabbim! Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.
    Ey affetmeyi seven Rabbim! Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.
    Ey yardım isteyenlerin yardımcısı! Bizi hidâyete çıkar.
    Yâ Rabbî! Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda
    bulunmuş
    isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur. Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak
    sensin.
    Ey âlemin yaratıcısı! Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi
    yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin.
    Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al. O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).
    Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin."
     
      Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic
    Image and video hosting by TinyPic
    Image and video hosting by TinyPic

      flower                 Image and video hosting by TinyPic           flower
    Image and video hosting by TinyPic
    Image and video hosting by TinyPic
    Image and video hosting by TinyPic

  •  

     
      • .


     

    9993jj.gif

    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

    İman çıplaktır:Onun elbisesi takva,süsü haya,sermayesi ilimdir.

    xx__602_.gifxx__602_.gif

    img214/8169/denizdeduaiy8ms2.jpg

    43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket43229a75hf4cp9de7.gif picture by perfectlove_bucket

    Hostato su Megaportal.itHostato su Megaportal.it

    img517/4062/90087064ln1ec3.gif

    img68/7546/marco2520025201di4.gifimg68/7546/marco2520025201di4.gif

      уαяιη gєяi кαℓαη öмяüηüη iℓк güηü∂üя....!

     
  •  

     

     

                  FIRAT AKSOY        

                                      

                     

                                         

     

      ayisigi.gif

     

    Image Hosted by ImageShack.us

                                                            

                                                                             

    Image Hosted by ImageShack.us

     

    Image Hosted by ImageShack.us

                                            
                                                                                                                                                                                                                  


    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    selamün aleyküm hayırlı akşamlar kardeşim selam ve dua ile

    NE ÜZERE SÖZLEŞTİK?

    ELVİDA ÜNLÜ

    Söz verdik.

    Yalan söylemeyecek, emin, güvenilir kimseler olacak, namaz kılacak, yetimi koruyup gözetecek, helalinden yiyecek, yani müslümanlar olacağız.

    Akabe'de olmasak da sarp geçitlerdeyiz. Uçurumların kıyısındayız.

    Ellerimiz ellerinle, gönüllerimiz gönlünle söz verdik, veriyoruz. Seninleyiz ey Mübarek Elçi! Biliyoruz ki seninle oldukça bizimlesin.

    Olmasak da Akabe'de, Rıdvan'da; Uhud'da sağına ve soluna baktıkça bizi görürdün. Görürdün de ‘kardeşlerim' der, bizi özlerdin.

    Seni özlüyoruz ey Allah'ın Rasulü!

    Sarp geçitlerdeyiz. Neyse ki biatımız var, neyse ki sözün sözümüz. Yoksa düştük, düşeceğiz...

    Sarp kayalıklardan geçerken

    Mekke zor, acı günler yaşıyordu. Nasıl acı olmasın? Taşını toprağını dar etmişlerdi Rasulullah s.a.v.'e, göğünü dar etmişlerdi. Gidecekti O, inananlar gidecekti.

    Mekke, şimdi Mekke'den, kendinden hicret etmek, gitmek istiyordu.

    Efendimiz s.a.v. Akabe'de Medinelilerle buluştu. Medineliler, elleri Allah Rasulü s.a.v.'in ellerinde İslâm üzere biatlaştılar.

    Müslüman olmak, dahil olmaktı. Cemaate, hak daireye, çileye, uğruna güneşten ve aydan geçilecek davaya dahil olmaktı. Efendimiz s.a.v.'in amcası Abbas r.a., biat eden Medinelilere hitaben şunları söyledi:

    - Siz, ey söz verenler! Muhammed, ailesi içinde şerefli ve muteber bir kimsedir. Biz onu düşmanlarına karşı daima koruduk. O şimdi sizinle gidecek. Sözünüzün manasını idrak eder, ne olursa olsun sonuna kadar sebat edeceğinizi taahhüt ederseniz ne âlâ... Etmezseniz şimdi söyleyin!

    Bunun üzerine Medineli Berra r.a. söz alarak dedi ki:

    - Biz, kılıçların gölgesi altında yetişmiş, öyle yaşamış insanlarız!

    Sonra Ebu'l-Heysem r.a. söz aldı:

    - Ey Allah'ın Rasulü! Takdir buyurursunuz ki bizim yahudilerle bir takım ilişkilerimiz, bazı antlaşmalarımız var. Müslüman olduktan sonra bunlar feshedilecek, yok sayılacak. Biz de şunu isteriz: Davanda muvaffak olduktan sonra -ki olacaksın- bizi bırakıp doğduğun yere dönme.

    Efendimiz s.a.v. şu cevabı verdi:

    - Hayır, böyle bir şey olamaz. Bu günden itibaren benim kanım sizin kanınızdır. Siz benimsiniz, ben de sizinim.

    Sonra Ensar (yardım edenler) ismini alacak olan Medinelilerin Peygamberimiz'e biatları şu şekildeydi:

    “Asla Cenab-ı Hakk'a ortak koşmayacaklar, hırsızlık yapmayacaklar, zina etmeyecekler, çocuklarını öldürmeyecekler ve hak olan her şeyde Allah Rasulü'ne itaat edecekler”

    Ensar bu şekilde biat ederken Es'ad b. Zürara r.a. onlara şöyle hitap etti:

    - Şu verdiğiniz sözün manasını layıkıyla kavrıyor musunuz? Bu sözün bütün Araplara, Arap olmayanlara, bütün insanlara ve cinlere harp ilanı olduğunu, hepsinin karşısına dikilmek olduğunu idrak ediyor musunuz?

    Ensar şöyle cevap verdi:

    - Evet. Sözümüzün, ahdimizin ne manaya geldiğini anlıyoruz.

    Anlamıştı Ensar. Daha müslüman olur olmaz, müslüman ne demek anlamıştı. Tüm cihan zerreden kürreye bir yanaydı, Allah Rasulü bir yana. Efendimiz s.a.v. için de onlar öyleydi.

    Anlamıştı Ensar, müslüman olmak bir, beraber olmaktı. Çileye dahil olmaktı. Müslüman olur olmaz anlamıştı.

    Bizler, müslüman doğanlar, doğduğunda kulağına ezanlar okunanlar, ne zaman anlayacağız? Müslüman olmak önce teslim olmaktır.

    Sonra dünyaya meydan okumaktır.

    Bir olmak, beraber olmaktır

    Dec. 2
    SELAMÜN ALEYKÜM KARDEŞİM HAYIRLI GECELER

    Vakt-i şerif, Cuma, ömür ve şahsiyetlerimiz,
    ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola,
    Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,
    Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola
    Şefaat û nebi cümlemize nasib ola efendim

    Mevlam ateş-i aşkınızı ziyâde eylesin
    Gam ve telaş sizlerden uzak olsun da
    huzur bulasınız efendim 

    İnanan Gönüller
    İnsanlık almış başını kinle, nefretle bir yere gidiyor. Herhalde buna “yuvarlanıyor” demek daha uygun olur.. neticenin ne olacağını ve bu gidişin nereye varacağını şimdiden kestirmek oldukça zor. Çok kötümser davranıp âkıbetin cehennem olduğunu söylemek doğru olmasa da, cennet demek de biraz fazla iyimserlik olsa gerek. Sîneler öfkeyle atıyor, gururlar çifteli, düşünceler paramparça ve muhakemeler de derbeder. Diyalog arayışları fevkalâde sun'î ve çıkar hedefli; tartışma ve münazara meclisleri adetâ birer harp meydanı, birer ateş hattı ve birer vahşi arena.. toplumu değişik kamplara bölmek ve kitleler arası gerilimi artırmak için gerekli her şey var. Tavırlar kaba, ifadeler mütecaviz, yığınlar birbirine karşı müsamahasız “Vefa yok. ahde hürmet hiç, emânet tafz-ı bî-medlûl; / Yalan râiç, hıyanet müîtezem her yerde, hak meçhul.. ”sevinen düşmanlar, ağlayan da milletimiz.

    Bu gidişe "dur" demek ve bu yuvarlanışı önlemek için sevgiyle çarpan, müsamaha ile oturup kalkan sinelere ihtiyaç var.. kendini insanlığın dünyevî-uhrevî mutluluğuna adamış“Gözümde ne cennet sevdası, ne cehennem korkusu; milletimin îmânını selâmette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım” diyebilecek inanmış ve seven sinelere...

    Sevgi, insan ruhuna hitap eden sözsüz-kelimesiz evrensel bir lisandır. O, gönülleri büyüleyip kendine çeken, hiç kimsenin hatta en vahşi ruhların bile karşı koyamayıp teslim olduğu sihirli bir güç kaynağıdır.. evet böyle bir güç kaynağıdır ve hiçbir şeyden anlamayan bedeviler bile, onun o yumuşaklardan yumuşak mûnis dilinden mutlaka bir şeyler anlar ve mest olurlar.

    Sevgide peygamberâne tesirin güç ve sihiri vardır. O, kendine mahsus beyânıyla benliğimizin enginliklerine yağmaya başlayınca, onunla anlatılmak istenen şeyleri rûhumuzun bütün derinliklerinde duyar ve verilecek mesajı hemen kabullenmeye hazır hâle geliriz.

    Gönüller sevgiyle attığı, çehreler samimiyetle tüllendiği ve gözler kendilerini o büyülü tebessümlere saldığı zaman, insan hiçbir şey konuşmasa da, derûnundaki kitabı bütün fasıllarıyla, bâblarıyla muhataplarına intikâl ettirmiş sayılabilir.

    Sevginin sesi-soluğu, samimiyet ve sıcaklığın derecesine göre, hemen ekseriyetle hislerimizi coşturur ve bizi îtimaddan teslime, teslimden kabule, kabulden güvene yükselterek ruhlarımıza en beliğ hitapların, en meşhur kitapların anlatamayacağı en enfes ma'nâları fısıldar.

    Sevginin müphem nağmeleri gönül yamaçlarında her zaman bir bülbül sesi gibi duyulur ve bir beşik ninnisi safvetiyle bütün benliğimizi sarar.. hem öyle bir sarar ki, onun karşısında sevinçten, neş'eden, bir çocuk gibi diz çöküp hıçkıra hıçkıra ağlayasımız gelir.

    Sevgi, o sımsıcak anne kucağı gibi havası ve her kapıyı açabilen anahtarlar gibi büyüsüyle, bütün varlığın usaresini ve her türlü ledünnî alâkanın ma'nâsını gönüllerimize boşaltan bir sihirli musluktur. O saf musluktan akan muhabbet kevserini duyabildiğimiz ölçüde, duygularımız öylesine şahlanır, ruhlarımız o denli heyecanlanır ve köpürür ki, benliğimizin tavanı delinip de göklerin ebedî neşvesine erecekmişiz gibi oluruz.

    Gönüller, sevginin dirilten havasını teneffüs ettikleri, sevgi çağlayanlarında arındıkları, sevgiyle sarmaş-dolaş oldukları, sevgi kokladıkları ve sevgi solukladıkları nisbette, insan olmadaki engin derinlikleri duyar ve duyurur; sonsuzluğa namzed olmanın sırlarını kavrar ve sevginin derinliğine göre muhabbet ve alâka halkaları, genişleye genişleye topyekün varlığı kaplar; hatta gider tâ sonsuza ulaşır, sonsuzun rengini alır ve her yerde

    O'ndan ötürü ” deyip çevresine sevgi ve iltifat yağdırırken, her yerde bundan ötürü aranan, sevilen biri haline gelir. Sevgi, bizden önce de vardı. O insanoğlunu varlığa uyaran ilk nağme ve içinde sallandığı ilk beşiktir. Biz burada, sevgi adına, eski bir perdenin yeni bir şivesini, eski bir nağmenin yeni bir usûlünü, az bir telaffuz farkıyla, basit bir üslup kaydırması yaparak, kin, nefret, iğbirar ve üslup çığırtkanlığını tadil eder mülahazasıyla bir kere daha mırıldanmak istedik.. kimbilir, bundan sonra da daha niceleri, yeni bir ifade farkı ve yeni bir seslendirme ile ne ateşten nağmeler mırıldanacak, ne yanık türküler söyleyecek ve şehrâyinlerdeki havaî fişekler gibi çevrelerine ışıklar yağdıracak.. ve hep sevgi düşünecek, sevgi konuşacak, sevgiye âşinâ gönüller arayacaklardır.

    İnsan, sevginin o “sehl-i mümtenî ” büyülü yoluna bir kere giriverse, başkaları için aşılmaz görülen gayzın, nefretin en sarp tepelerini aşar.. önünü kesen kandan-irinden deryaları geçer.. cennet yamaçları gibi bahar iklimlerinde dolaşır, sevgi tüten ruhlarla kucaklaşır.. ömrünü hep kuş yuvalan gibi sımsıcak, anne sineleri gibi emniyetli bir atmosferde geçirir.. ve insan olmanın bütün avantajlarını yaşar.

    İnsanların intikam ve düşmanlığa yenik düştüğü, yığınların boğuşma ve kavgaya sürüklendiği, hakkın, kuvvet karşısında susturulduğu ve kuvveti elinde bulunduranların, kendileri gibi düşünmeyenlere Tiran'lar gibi davrandığı, zalimlerin, gaddarların alkışlandığı. iltifat gördüğü, mazlumların, mağdurların itilip-kakıldığı, itilip-kakılırken de sarsık, ama ümitli bir bekleyiş içinde bulunduğu günümüzde herşeyden evvel ve herşeyden sonra bir kere daha "sevgi" diyoruz. Diyor ve sevginin hayatımızın ritmini değiştireceğine ve bizi alelâdeliklerden fevkalâdeliklere, basitlikler içinde bocalayıp durmaktan seviyeler üstü seviyeye yükselteceğine inanıyor ve ilk çocukluk dünyamızda duyup-yaşadığımız o dupduru hülyaları bir kere daha yakalayacağımız ümîdini besliyoruz.

    Biz, duygu ve düşünce ufkumuzu, sevgi, saygı ve anlayışla donatabildiğimiz ölçüde, zannediyorum çevremiz de farklılaşacak.. eşya ve hâdiselerin rengi değişecek.. gerçek insanî değerler ortaya çıkacak.. ve "eşref-i mahlûkât" olmakla elde edilmiş bulunan onca avantaj zebil olup gitmekten kurtulacak.. tarihe malolmuş bütün dînî ve millî güzelliklerimiz dirilip geriye dönecek; hatta gelip bir kere daha bizim olacak.. ve dün yaşadığımız hayatı bugünkü ömrümüzle yeni baştan bir kere daha yaşayacak.. ve zaman üstü en engin lezzet ve hazların hepsini birden duyacağız..

    Keşke, îmân ve îmân içindeki o derin sevgiye ilkler gibi biz de uyanabilseydik.
    Nov. 6

    rumuzsehadet_1984

    SELAMÜN ALEYKÜM HAYIRLI GECELER HAYIRLI CUMAALAR


    HAYÂTÜS SAHÂBE FARKI
    Evet, sahâbenin günlük olaylar içerisinde zihnini meşgul eden sorulardan bazıları.
    YA BİZİM BEYNİMİZİ NELER MEŞGUL EDİYOR?

    Sahâbe:Ya Resûlallah, insanların hayırlısı olmak istiyorum.

    Peygamberimiz (asm): İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olanıdır.

    Sahâbe:Allah’a en yakın kul olmak istiyorum.

    Peygamberimiz (asm): Allah’ı en çok zikreden kul ol! En yakın kul olursun.

    Sahâbe:İmanımın mükemmel olmasını istiyorum.

    Peygamberimiz (asm): Ahlâkını güzelleştir! İmanın kemale ersin.

    Sahâbe:İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.

    Peygamberimiz (asm):
    Kendin için istediğini başkası için de iste! Kendin için istemediğini başkası için isteme!

    Sahâbe:İnsanların âlimi olmak istiyorum.

    Peygamberimiz (asm):
    Allah’tan en çok korkan insan ol! Çünkü Allah’tan en çok âlim insan korkar.

    Sahâbe:Rabbimin rızkımı bol vermesini istiyorum.

    Peygamberimiz (asm):
    O halde abdestli bulunmaya devam et!

    Sahâbe:Allah’ın itaatli bir kulu olmayı istiyorum.

    Peygamberimiz (asm):
    O halde farzları eksiksiz yerine getirmeye bak!

    Sahâbe:Günah kirinden ruhumu arındırmak istiyorum.

    Peygamberimiz (asm):
    Gözyaşını rahmet gibi yağdırdığın zaman ruhunu günah kirinden arındırmış olursun.

    YARAB BIZLERI BAGIŞLA CUMA HURMETINE GUNAHLARIMIZDAN ARINDIR

    Oct. 23
    Hazine, fakirin SMS bagisina göz dikti
    Devlet, cep telefonundan kisa mesajla (SMS) yapilan bagislardan da vergi almaya basladi. Uygulama sonucu Kimse Yok mu, Kizilay ve Deniz Feneri gibi derneklere gönderilen SMS'li bagislar durma noktasina geldi.

    Haberin devami için tiklayiniz..

    Ilgili Telefonlar:

    T.C. BASBAKANLIK HAZINE MÜSTESARLIGI

    Telefon:

    (90 312) 204 60 00

     

    Telekomünikasyon Kurumu

    Santral : (312) 294 72 00

    Turkcell Iletisim Hizmetleri A.S.

    hayırla kalın

    Müsteri Hizmetleri: 444 0 532 veya 444 0 535

    Oct. 15
    beyaz orkidewrote:
    __________________






    Oct. 10
    Deryawrote:
    Sept. 29
    Zeynepwrote:
    Sept. 28

    İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir.

     

     

     

    Def, tambur ve her çeşit çalgıyı evinde, dükkanında bulundurmak, kendisi kullanmasa bile, satmak, hediye etmek, kiraya vermek günahtır. (Berika)

    Müzik, nefsin gıdası, ruhun zehiridir, kalbi karartır. (Dürr-ül mearif)

    İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen ve haramı ibadete karıştıran kâfir olur. (S.Ebediyye)

     

     

     Ana Sayfa için Lütfen Tıklayınız.

     
     Aç
     
     
    Sept. 24
    ÇAĞRIwrote:
    boycott_made_in_china

    Çin yönetimi, işgal altındaki Doğu Türkistan 'da bir camiyi yıktı. Yıkımın nedeni ise, Uygur Türkleri 'nin caminin duvarlarına asılan olimpiyat reklamına karşı çıkmaları. Dünya Uygur Kongresi tarafından yapılan açıklamada, "Yıkılan cami, Doğu Türkistan 'ın Aksu şehri yakınlarındaki Kalpin kasabasında bulunuyor. Cami, olimpiyatları tanıtan işaretlerin duvarlara takılmasına karşı çıkıldığı için buldozerlerle yıkıldı" denildi. Kongre sözcüsü Dişşad Raşid 'in imzasını taşıyan açıklamada, "Uygur Türkleri olimpiyatların reklamının yapılması için camilerin kullanılmasına karşı çıkıyor. Hükümet camideki bütün Kuran 'lara el koydu. Onlarca kişiyi de tutukladı" dedi. Doğu Türkistan 'da resmi Çin rakamlarına göre Türkçe konuşan 8 milyon Uygur yaşıyor.

    untitled66

    4fef5090eb_bDoğu Türkistan'de teravih namazı yasaklandı

    Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

    Çin yönetimi, Doğu Türkistan'da teravih namazı kılınmasını, erkeklerin sakal bırakmasını ve kadınların yüzlerini örtmesini yasakladı.

    Yasaklama emirleri, bu hafta yerel hükümetler tarafından Uygur Türklerinin Ramazan'da ibadetlerini engellemek üzere verildi. İbadet coşkusu ile Uygur Türkleri arasında dini coşkunun artmasından çekinildiği ileri sürüldü.

    Yasaklar arasında, hükümet üyeleri, Komünist Parti üyeleri, öğretmenler ve öğrencilerin oruç tutmaması da var. resmi görevliler oruç tutamayacak

    Sincan bölgesi web sitesinde yayınlanan yasaklama emirleri ile ilgili yazıda, 'Bir başkasını Ramazan'da oruç tutmaya zorlayanlar cezalandırılacak' ifadesine yer verildi.

    Yasaklama emirleri yerel yönetimler tarafından halka duyuruldu. Shaya bölge hükümeti, erkeklerin sakal bırakması ve kadınların yüzlerini örtmesini yasakladı.

    Yasaklama emrinde, 'Sakallı erkeklerin traş edilmesi ve yüzleri örtülü kadınların örtülerinin çıkarılması için her türlü tedbir alınmalıdır' denildi.

    Bu arada, Doğu Türkistan'da camiler etrafında asker ve Polis kontrolleri artırıldı. Shaya yerel hükümeti, 'Herhangi bir çalışma grubu veya kişinin kamuya açık yerlerde dini propaganda yapması yasaklandı. Herhangi teyp ve videoların çalması, hoparlörlerle konuşulması ve dini ilahiler kesinlikle yasaklanmıştır.' denildi.

    Ramazan ayında son getirilen yasaklara tepki gösteren Dünya Uygur Kongresi sözcüsü Dilşat Raşit, yasakların sadece Doğu Türkistan Müslüman toplumu arasındaki gerginliği artıracağını söyleyerek 'Aynı zamanda bu çatışmayı artıracak.' dedi.

    Kaynak: DunyaBulteni.Net

    Tarih: 17:15:38 06.09.2008

     

    1289193602_66cc198b04boycott_made_in_china

    Doğrusu bu mail gelince ürkmedim diyemem. Çocuklarda olabileceğini düşünerek resimleri çıkarıp gelen mail'i aynen veriyorum. Artık boykot edip-etmemek size kalmış?????????????

    BRAVO ÇİNLİLER ŞUNU DA BUNU DA TAKLİT ETMİŞ, TEKNOLOJİDE BUNU DA YAPMIŞ DİYENLERİN KULAĞINAKÜPE OLSUN. UYGUR KARDEŞLERİMİZDEN BU VAHŞETİ YAŞAYANLARIN BAŞI SAĞ OLSUN.

    YAZININ DEVAMI İÇİN:  http://cagrivar.spaces.live.com/

    Sept. 23
    lazkızıwrote:

    HERŞEY SENDE GİZLİ

     

    Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,

    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
    ..

    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir

    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

    Sevdiğin kadar sevilirsin…

    Sept. 16
    Zeynepwrote:
    Image and video hosting by TinyPic
    Sept. 13
    lazkızıwrote:
    RÜYA; biz uyurken kalbimizin tuttuğu bir dilektir.
    ARKADAş;uçmayı unuttuğumuzda bize kanatlarını açan bir melektir.
    HAYAL GÜCÜ; bizi bilmediğimiz yerlere uçuran bir rüzgardır,ve
    HAYAT; içinden ne çıkacağını bilmesek de açmamız gereken bir zarftır.
    açtığın zarflardan hep güzel şeyler çıkması dileğiyle...
    mutlu günler arkadaşım...
    Sept. 10
    .wrote:
     
     
    Sept. 5
    lazkızıwrote:
    Kadın olmak

    Kadın olmak dünyanın her yerinde zor. Pakistan'da daha da zor. Hepsi de yakınları tarafından yakılmış... Şimdi asitle yakılan 33 kadının hikayesi bir kitapta toplandı.


    Babası onu asitle YAKTI! 2

     
    SABİRA SULTANA: 30 yaşındaki kadın kocası tarafından yakıldığında hamileydi.
    Babası onu asitle YAKTI! 3
    Yakılmasının sebebiyse yeterince çeyiz (drahoma) getirmemesi...


    Babası onu asitle YAKTI! 4
    SHAMEEM AKHTER: 18 yaşındaki genç kız, 3 yıl önce sokak ortasında 3 erkek tarafından yakıldı.
    Babası onu asitle YAKTI! 5
    IRUM SAEED: Şu anda 30 yaşında... Yakıldığında ise 18 yaşındaydı. Caddenin ortasında evlenmeyi reddettiği genç tarafından asitle yakıldı. Yüzü, sırtı ve omuzları tamamen yanık... Tam 25 kez ameliyat oldu.


    Babası onu asitle YAKTI! 6
    ATTİYA KHALIL: 3 yıl önce yani 13 yaşındayken komşularının akrabası onunla evlenmek istiyordu. Red cevabı vermesi onun hayatının kararttı.


    Babası onu asitle YAKTI! 7
    SAİRA LİAQAT: 26 yaşında, kuaförlük yapıyor. 15 yaşındayken, daha sonra kendisini yakacak olan adamla evlendi. Yakılmasının sebebiyse okulunu bitirmek istemesi...


    Babası onu asitle YAKTI! 8

    Saira şimdi kameralara yakılmadan önceki fotoğrafıyla poz veriyor.

     
    Babası onu asitle YAKTI! 9

    UROOJ AKBAR: Hayatını manikür yaparak kazanıyor. Ama eğer o da yakılmasaydı belki de çok başka bir hayatı olacaktı
    Sept. 2
    .wrote:
     
    1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ
     
    İkinci Dünya Savaşı diye bilinen İkinci Büyük Emperyalist Paylaşım Savaşı, 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya'yı işgaliyle başladı. Ardında elliikimilyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile acı ve gözyaşı bıraktı. Mayıs 1945’de son buldu. İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.


     
    İnsanlık aleminin geleceği için en önemli ve anlamlı günlerden biri olan "1 Eylül Dünya Barış Günü"nde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesini bir kere daha hatırlatmak istiyorum...
     ''Dünya Barış Günü''’nde, dünyanın değişik coğrafi bölgelerinde, farklı isimler altında insanlık suçu işlemeyi sürdüren ve dünya barışını tehdit eden bütün terör örgütlerini bir defa daha lanetliyorum...
     
    1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, terörden arınmış bir dünyada, mutluluğa, huzura, sevgiye, hoşgörüye, kardeşliğe ve evrensel barışa hep beraber kucak açalım!…
     
    Bu noktadan yola çıkarak 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ'nüzü kutluyorum...Kırmızı gül
    Sept. 1
    .wrote:
    Aug. 31
    :s1::s1:






    Ramazan
    Beklenen sevgili
    Geldin. Hoş geldin Ramazan
    Zaman kavramının mukaddes sebebi
    Hoş geldin hoş eyledin mübarek Ramazan

    Ay döner, döner olur kıblesi dünyada
    Dünya döner, döner güneşi Ramazan
    Güneşte bir yol bulur kendi semasında
    Hoş geldin sultanların aşkı Ramazan

    Duaların gök semayı yıldızlar gibi sarması
    Afların merhametlerin sıcak kampanyası
    Her gelen bir Ramazan büyük lütuftur Ramazan
    Hoş geldin hoş eyledin mukaddes Ramazan

    Şükür. Niceleri sunuldu yaşadık seni Ramazan
    Belki nasip olur mu bir sonraki Ramazan
    Hoş geldin hoş eyledin gönlümüzü Ramazan

    Şükür olsun. Şükür seni sundu Yaratan hayırlı ramazanlar selam dua
    Aug. 31




    AYETİ KERİMELER::

    - Ey îman edenler! Sizden önceki (ümmet)lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç tutmak yazıldı (farz kılındı). Olur ki bu sâyede takvâya erersiniz.
    Bakara - 183

    - (Farz kılınan oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim, (o günlerde) hasta veya seferde ise, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (oruç) tutar. (İhtiyarlığından veya tedâvisi mümkün olmayan bir hastalıktan dolayı) oruç tutmaya gücü yetmeyenlere, (her güne karşılık) bir yoksulu (sabah-akşam) doyuracak bir fidye vermesi (gerekli)dir. Kim de gönülden gelerek (daha fazla) bir ihsanda bulunursa, bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla beraber (zor da olsa), (işin önemini) bilirseniz, oruç tutmanız, sizin için daha hayırlıdır.
    Bakara - 184


          
    mübarek ramazani şerifin öncelikle bütün islam alemine ve  sonrada bütün insanlığa hidayet selamet  ve  barış  getirmesini yücee mevlamızdan niyaz ederiz

     
    selam   ve dua ile kalın inşallah  allaha emanet olun
    Aug. 31
    MANEVİ YENİLENME FIRSATIMIZ
      
       Muhammed Saki Erol
      
       Yeni bir ramazan ayına daha erişmiş bulunuyoruz.
       Rahmet ve oruç ayı ramazan, kardeşlik ve sevgi bağlarının güçlendiği, ruhlarımızın güzel telkinlere ve uyarıcı öğütlere açık olduğu, manevi duygularımızın yeni bir canlılık kazandığı, birlik ve beraberliğimizin daha da güçlendiği bir aydır.
       Bugün dünyada esen bunalım rüzgarları bu mübarek ayın anlamını daha da artırmakta. Böyle bir zamanda müminleri din konusunda aydınlatma sorumluluğunu taşıyan herkesin, çağın yaşadığı bu bunalımı göz önünde bulundurarak sevgi, hoşgörü ve dayanışma duygularının gelişmesi, toplumda birlik ve beraberliğin kurulması için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini ümit ediyorum.
       Biz müslümanlar, bu bağışlanma ayında İslâm’ı özümsemek ve yaşamak için daha bir titizlik göstermeli ve çevremizle ilişkilerimizde daha uyumlu ve hassas davranmalıyız. Çünkü oruç, her türlü kötü istek ve arzuların önünde mümini koruyan bir kalkan gibidir. Oruçlu mümin açlığın ne demek olduğunu kavrayarak, sabır ve yardımlaşmayı kendi nefsine uygulayarak öğrenir. Haram ve taşkınlıklardan uzak durarak, içinde yaşadığı bulunduğu toplumun huzuru yolunda en azından bir kerpiç parçası olmaya çalışır.
       Büyüklerimizin buyurduğu gibi, bir yerin şerefi orada bulunanın şerefi ölçüsündedir. Bir çağın, bir zamanın ve bir mekânın değeri, içerisindekilerin değeri ölçüsündedir. İdrak ettiğimiz bu rahmet ayının diğer aylardan üstün oluşunun sebeplerinden biri, o ayda insanlık için çok ulvi bir hadisenin gerçekleşmiş olmasıdır. Cenab-ı Mevlâ, eşsiz kelâmı Kur’an-ı Kerim’i mekânların en mukaddesi Mekke-i Mükerreme’de, Kainatın Efendisi, insanların en hayırlısı Hz. Muhammed A.S. Efendimize, zamanların en kıymetlisi ramazanda indirmiştir.
       Bu eşsiz hadiseyi Kur’ân-ı Kerim şöyle ifade eder:
       “O ramazan ayı ki, insanoğluna bir rehber, bu rehberliğin apaçık bir delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici bir ölçü olarak Kur’an ilk defa bu ayda indirildi.” (Bakara/185)
       Ramazan ayını özel kılan diğer bir farklılık da bu ay için farz kılınan oruç ibadetidir. Oruç ibadetini üstün kılan özelliklerin başında, gösterişten uzak ve yalnız Allah rızası için yapılabilecek bir ibadet olması gelir. Çünkü namaz gizlenemez, görülür. Hacca giden bilinir. Zekât veren de saklanamaz, duyulur. Oysa oruç, görülmekten, duyulmaktan, bilinmekten uzaktır. Yani sadece Allah içindir. Mükafatının da bizzat Rabbimiz tarafından verileceğini Habib-i Edib A.S. Efendimiz müjdeliyor. (Buharî, Ahmed)
       Bu mübarek ay için farz kılınan oruç, büyük ve kesin bir irade ile insanın Rabbine bağlanışını ifade eden bir ibadettir.
       Oruç, Cenab-ı Mevlâ’nın ihsan buyurduğu ahiret nimetlerini tercih edip, arzularını yenerek nefsinin baskılarına tahammül etme makamıdır. Sayısız engellerle döşenmiş, şehvet ve nefsani arzular tarafından kuşatılmış ve üzerinde yürüyenlere binlerce aldatıcı çağrıların yöneltildiği iman yolunun zorluklarına tahammül için, oruç son derece önemli bir eğitimdir.
       Allahu Tealâ, insanoğlunun ilâhi emirleri severek yerine getirebilmesi için Zat-ı Celâl’inin yardımına ihtiyacı olduğunu şüphesiz biliyor. Belki bu sebeple oruç emri şu tatlı seslenişle başlar: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, oruç size de farz kılındı...” Ve hikmeti açıklanır: “...ki böylece korunasınız.” (Bakara/183)
       İşte orucun esas gayesi burada açıklanmış oluyor: Günahlardan korunma, yani takva. Takva kalpleri uyanık bulundurur ve O’nun rızasına ulaştırır. Kalplerin bozularak günahlarla kirlenmesini engelleyen tek şey takvadır. Kur’an-ı Mübin’e muhatap olan ruhlar ise takvanın Allah katındaki yerini ve değerini çok iyi bilirler. “Ki böylece korunasınız.” ifadesi, bu büyük hedefin çok veciz bir izahıdır.
       Evet; bu mübarek ayın hem kişisel hayatımızda hem de toplum hayatında müstesna bir yeri vardır. Çünkü ramazan, gerek ferdin gerekse toplumun ahlâk ve davranışlar bakımından kendi kendini yıllık denetime tabi tutması ve geçen bir yılın hesabını vermesi için fırsat sağlar. Fakat şu unutulmamalıdır ki, böyle bir muhasebe ve kontrol şuuru ancak mübarek ramazan ayının havasını yaşamakla mümkündür. Bu rahmet havasını hissedip yaşamaksa, hazır oluşla orantılıdır.
       Sanırım şu hissiyat herkes için geçerlidir: Ramazanda Allah’ın yasakları daha bir yasak, sevaplar da daha sevaptır. Bu özelliği ile ramazan her yaştaki kişinin davranışlarını etkileyebilir,  değiştirip kötü alışkanlıklarından kurtarabilir. Elbette bir aylık bu rahmet rüzgarını gereği gibi karşılayabilirsek... Artık bütün müminler bu mübarek ayla ilgili vazifelerini en yüksek seviyede yerine getirmek için üzerlerine düşeni titizlikle yapmalıdır.
       Biliyoruz ki bu mübarek ay bir tek ibadetten ibaret değildir; adeta bir ibadetler demetidir. Ramazan bayramını, fıtr sadakasını, bu ayda verilmesi gelenekleşen zekâtı, teravih namazını ve ramazan sohbetlerini de bu ayla beraber düşünmek gerekir. Bu özelliği, Ramazan ayını toplumun eğitiminde ve insan ilişkilerinin geliştirilmesinde eşsiz bir fırsat kılar. Müslüman toplumların dışında hiçbir toplumda, zengin-fakir, genç-ihtiyar, alim-cahil herkesin, her yıl bir ay süre ile yan yana, omuz omuza, gönül gönüle toplanıp birleştiği böyle bir çatı var mı?
       Bu öyle mukaddes bir çatı ki,s insanların milletine, dindaşlarına sadakat bağlarını güçlendirir. O bir ay boyunca ve sonrasındaki bayramda yüzlerde samimi tebessümlerin ışıltısı vardır. Varlıklı olanlar muhtaçlara kol-kanat germiştir, İlgiler göstermelik değil hakikidir. Hırs ve kıskançlıklar yumuşamış, yerini karşılıklı anlayış almıştır.  Kin, haset, bencillik gibi manevi hastalıklar azalmış ve nice hayırlı sonuçlar elde edilmiştir.
       İşte ramazan ayı, imanımızdan kaynaklanan insan sevgimizin gösterilmesi için böylesine güzel bir fırsattır.
       Bu eşsiz ayda mümin bir kulun şu muhasebeyi yapması gerekir: Acaba gereği gibi yaşıyor muyum? Geçen onbir ayımı nasıl geçirdim? Beni yoktan var eden, türlü nimetler bahşeden Yüce Rabbim’in huzuruna yüz akıyla çıkmaya hazır mıyım? Gelecek yıl için ne gibi programım var? Kendi kendime ve Cenab-ı Hakk’a hangi iyi işleri yapmak ve hangi kötü davranışlarından kurtulmak için söz verebiliyor, sorumluluk üstlenebiliyorum?
       Böyle bir muhasebe ve denetimin ardından, bu rahmet ve bağışlanma ayının çok güzel izler bırakması, yanlışlıkların terkedilip beğenilen alışkanlıkların kazanılmasına vesile olması umulur.
       Günümüz insanı küçük olaylarda büyük mutluluklar arar hale gelmiştir. Halbuki insanoğlu farkında değil ki, hayatında onu mutlu edecek nice güzellikler var. Şu akıp giden zaman içinde sadece ömür değil, büyük mutluluklar vaad eden olaylar da akıp gitmekte.
       Bu bağışlanma ve yenilenme ayı, olağanüstü mutluluk fırsatlarıyla zenginleştirilmiş bir zaman dilimidir. Kutlu Saadet Asrı’nın izlerini, bereketini taşıyan bir zaman dilimi... Rahmetin, mağfiretin alemi kuşattığı bir aylık zaman dilimi...
       Şüphe yok ki geçmişteki ramazanlar daha güzeldi, daha muhteşemdi. Fakat geçmişi bir daha yaşayamayacağımıza göre, bu ramazan bizim ramazanımızdır.
       Öyleyse şimdi geçmişi bütün güzellikleriyle maziye bırakıp, gereken ders ve ibretleri alarak bugüne, idrak edeceğimiz günlere ve özellikle bu mübarek anlara bakma zamanıdır.
       Kulluk vazifelerimiz, bugün ve ömrümüzün yettiği gelecek zamanlarda bizi beklemekte değil mi?
       Ramazan-ı şerifiniz ve bayramınız mübarek olsun.  Allah’ın selâmı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
    Aug. 30
    melekwrote:
    Aug. 29
    melekwrote:
    Aug. 29
    melekwrote:
    Aug. 29
    melekwrote:
    Aug. 29
    melekwrote:
    Aug. 29
    melekwrote:
    Aug. 29

    Custom HTML

    No content has been added yet.

    Custom HTML

    No content has been added yet.

    Custom HTML

    No content has been added yet.

    Custom HTML

    No content has been added yet.

    Video

    Affet Yarabbi  

    Video

    KUTSAL EMANETLER  

    Video

    Kirmizi guller (Can Ahmede)  

    Video

    SENİN_AŞKIN_ALLAH'IM